9.11.09
ROLL'a hoşçakal diyin!
bu ekonomik kriz süreci başladı başlayalı, ara sıra, burada kapanan ya da 2-3 ayda bir çıkmaya başlayan dergilerden bahsedip ağlıyordum. işte korkulan oldu ve yıllardır sadık bir okuyucu olarak takip ettiğim, hiç ihanet etmediğim sevgili dergim ROLL kapanmaya karar verdi. bu ay çıkardıkları sayı son sayıları! ben bunu bilmeden almıştım ve henüz okumaya başlamamıştım. bir pastayı yerken nasıl en güzel yerini sona bırakıyorsam, bant ve ROLL'u da bu şekilde hep sona saklarım. hep en keyifli anlarımda ve en sevdiğim mekanlarda okumak isterim onları... mesela moda da, ya da güzel bir kahve eşiliğinde herhangi bir kahve zincirinde... bu sebeple nasıl bir veda içermekte bu sayı onu bilemiyorum, ama gerçekten çok üzüldüm. insanın sevdiği şeyler yok olmaya başlayınca ve sevmediği şeyler artmaya başlayınca, yaşamını sürdürdüğü yer ile arasındaki bağın ne kadar zayıfladığını görüp, kendisinin oradaki varlığını sorgulama süreleri ve sıklıkları da artıyor. belki bi gün istediğimiz gibi bir dünyada yaşayacağız. kimbilir 2012'den sonra mars'da mesela!!
Why we come, why we go.
So why then do I know
I will see you,
I will see you in far off places?
kim uydurdu
indis
at
1:23 PM
2
damla sakızı
tık tık
7.11.09
yok artık dedim!!
bugün kadıköy'de dolaşırken bir giyim mağazası gözüme çarptı. yani öyle böyle çarpma diil, balyoz gibi çarptı. dükkanın ismi "giyenzi" !!!! bu şaka diil gerçek! hani günlük konuşmalarda turkçeyi katlederek kullandığımız sokak dilinde söylediğimiz gibi; gelenzi, gidenzi, yiyenzi, içenzi... onun gibi.. kendimi düşünüyorum da, hep hayalini kurduğum işlerden biri olann kendi tasarımlarımı satabileceğim bir dükkana kavuşsam, onca çabadan sonra hayallerimi yatırsam, paramı yatırsam bu işe ve sonra bunun adını "giyenzi" koysam, vallahi de billahi de affetmem kendimi. kendimi de bu ismi koyan başkalarını da .... hay ben sizin aklınızı ne yapayım sevgili girişimci, ya da allah akıl fikir versin!!
kim uydurdu
indis
at
10:11 PM
0
damla sakızı
tık tık
6.11.09
murakami
kim uydurdu
indis
at
1:38 PM
0
damla sakızı
tık tık
5.11.09
waiting is the time spent *not* living.
vallahi de beklemeyin, yürüyün gidin, hayatımızdan daha mı kıymetli ayol!!! zaman geçiyor, hayat geçiyor, gençlik gidiyor. evet, burada beni bilenler "diyene de bak" diyebilirler, zira derlersede doğru derler, diyeninin bir yüzü demeyenin iki yüzü kara! hele hele 1.maddede benim rekorum üzerine rekor yoktur, bekleeeee, bekleeee, bekleeee..... sonra hiç sevmediğim bir işi yapıp dururken, sanki para babası bir gönüllü bana istediğim işi yaptıracak gibi bekleee, bekleee, bekleeee..sonra diyete başlamak için bekleee, bekleee, bekleeeee, sonra uzak diyarlara gitmek için birilerinin keyfinin gelmesini bekleee, bekleee, bekleee. gece dans etmeye gitmek için yine komisyon kararlarını beklee, beklee, bekleeee... galiba ben kendimi camdan atmaya gidiyorum!! ya da yaşamadığım zamanları yaşamaya :)
ya baksanıza, herşey iyi güzel, istersek kendi hayatımız için beklemeyebiliriz ama yaşadığmız yer için bence ne kadar beklesek nafilee, esas bir an önce vınnlamak ve hiç beklememek lazımmış. zamanında bilemedik. e öncekileri olduğu gibi... hiç bilemedim yahu... ben bilme özürlüyüm, burdan bu anlaşılıyor. gün geçmiyor ki bir blog saçmalığımdan yeni bi şi öğrenmiyim... sağlık ve esenlik sizlerin olsun, asgari 30 km hız ile ilerleyin, duraklama yapmayın!!
kim uydurdu
indis
at
3:21 PM
2
damla sakızı
tık tık
kim uydurdu
indis
at
11:47 AM
3
damla sakızı
tık tık
4.11.09
cikki di cik cikkkidi cik cik cik cik
kim uydurdu
indis
at
10:57 PM
0
damla sakızı
tık tık
HIRSLI BİR KADIN+ÇEKİMSER BİR ERKEK+BİR PARTİ+KİMYA+İÇGÜDÜ
evet şu an değineceğim konular- ki aslında ben nick cave'in sözcüsüyüm- biraz tehlikeli konular! biri erkek biri dişi, bunu yapan iki kişi cinsinden... bakın şöyle ki; bir erkek, bir kadın ve alkol sözkonusu olduğunda, genelde kadının istediği şey olur. daha doğrusu kadın bir av gibi dursa da ve erkek de avlandığını sansa da, aslında kadın düşüncelerini gerçekleştirmek için varlığını bir yem olarak kullanabilmektedir. bu durum havanın karardığı alkollü saatlerin kaçınılmaz bir eylemidir. tabii ki de yemi yemeyecek erkekler de olabilir ama bunlar istisnadır! bir kadın elinde içkisi ile bir erkeğin yanına gittiğinde, yavaş yavaş bir muhabbet geliştirdiğinde, belki de açılan konular itibari ile hararetli tartışmalara girdiğinde, erkek o sırada, kadının görünüşünü, gözünü, duruşunu süzüp, 3-5 saat sonra olabilecekleri hayal etmekte ve belki de kendini "bir kez olsun oltaya gelme, adam gibi evine dön, bunun sabahı da var, sonra ertesi günü ve ertesi günü de olabilir oğlum!" diye telkin etmeye çalışmaktadır. ama nick cave'in de dediği gibi, genelde erkeğin son bulduğu yer, geri çevrilemez, dönülemez bir yoldur (mezar benzetmesi süper) !! siz istediğiniz kadar bahane uydurun, yok teknem gitmiyo, yok küreğim kırıldı, yok kolum ağrıyo, nafile de nafile... yani demek ki bu işler böyle sevgili dünyalılar, herkes bunu böyle bilsin. şimdi gündüz vakti, iş yaparken sen bunu mu düşündün derseniz, aslında sadece bu şarkıyı dinledim ve o da işte bunu anlatıyor. çok ince ince anlatıyor. ben de bu entrikalara ve omuzlarımızdaki küçük insanlara bayılmaktayım :) kimyalar ve içgüdüler ve etten kemikten bizler ve zaaflarımız ve cinsler çarpışması:!! hepimiz insanız neticede :)
not: bu şarkıya dair başka yorumu olan varsa açıklasın!
You thought I'd understand
You barreled over to me
With a drink in each hand
I respect your beliefs, girl,
And I consider you a friend,
But I've already been born once,
I don't wanna to be born again.
Your knowledge is impressive
And your argument is good
But I am the resurrection, babe,
And you're standing on my foot!
It don't go
And my oar is broken
It don't row, row, row
Your tiny little face
Keeps yapping in the gloom
Seven steps behind me
With your dustpan and broom.
I couldn't help but imagine you
All postured and prone
But there's a little guy on my shoulder
Says I should go home alone.
You keep leaning in on me
And you're looking pretty pissed
That grave you've dug between your legs
Is hard to resist.
But my little boat is empty
It don't go
And my oar is broken
It don't row, row, row
But my little boat is empty
It don't go
And my oar is broken
It don't row, row, row
Give to God what belongs to God
And give the rest to me
Tell our gracious host to fuck himself
It's time for us to leave.
kim uydurdu
indis
at
4:14 PM
1 damla sakızı
tık tık
kim uydurdu
indis
at
8:37 AM
0
damla sakızı
tık tık
3.11.09
sevginin gücü
hafifmüzik.org vasıtası ile 103.8 dinamo fm de dün akşam başlayan ve kaan sezyum ile deniz isimli birisinin sunduğu programı dinledim. ilk program olması sebebi ile teknik ve lirik aksaklıklar başgösterdi tabii ama ben bazı yerlerinde feci güldüm. yani geyiğin kralını yapıyorlar diyebiliriz! ayrıca seçtikleri müzikler de çok iyiydi- konuğun mehmet tez olması bunu ne kadar etkiledi bugün göreceğiz :) bundan böyle, anladığım kadarı ile, her pazartesi, salı ve çarşamba 18.00-20.00 arası bu programı dinleme imkanı var. yeni dönem geyik ve güzel müzik dinlemek istersen tune in, çekinme...
çoooooook uzun zamandır, yani kent fm kapandığından beri, böyle sazlı sözlü bir program dinlemediğim için, dün akşam ki durumum kendi kendime çok nostaljik geldi. sanki biraz da kent fm deki formatlara benziyor gibiydi, ama bu bir göz ve gönül yanılması olabilir. bu aralar aklıma şöyle bir soru gelmekte. acaba dinamo fm tebdili mekanda fayda sağlarken aynı zamanda yeni bir kent fm- radyoeksen türevi de yaratmaya çalışıyor mu? çalışmıyorsa da çalışsın bee, çalışın ey müziğe gönül verenler, bize de alternatifli bir müzik alemi sunun, olmaz mı?
kim uydurdu
indis
at
10:18 AM
2
damla sakızı
tık tık
2.11.09
sergiye gitmek ister misiniz?
dün soğuk, yağmurlu ve karanlık bir gündü. ben kalın kalın giyinip kendimi sergiye doğru götürdüm, kulağıma tindersticks verdim ki resimler ile çok uyumlu idi bence. her, bathtime, travelling light, jism çalarken, tamamen çevremden kopup o güzel resimleri seyrettim, sonra da istiklal de biraz yürüyüp bir kahve içtim. harika oldu! tavsiye olunur, sergiyi görün ve bir ressamın hüzünlü yaşamına siz de seyirci olun !!
kim uydurdu
indis
at
2:53 PM
0
damla sakızı
tık tık
1.11.09
kasımpatı
kim uydurdu
indis
at
10:41 PM
0
damla sakızı
tık tık
allahım allahım h1n1 beni de bulacak mı?
sağlıcakla kalın temennisi günümüzde geyik olmaktan çıkıp gerçek bir anlam kazandı. sağlıcakla kalın sevgili dünyalılar!
kim uydurdu
indis
at
9:21 PM
0
damla sakızı
tık tık
31.10.09
kim uydurdu
indis
at
7:56 PM
0
damla sakızı
tık tık
30.10.09
later with jools holland
güzel haber! jools holland e2'deee.. eskiden, herkes tek bir evdeyken, kardeşimle cuma akşamları bbc de jools holland'ı bekler, ingiltere ile aramızdaki 2 saatlik saat farkı sebebi ile gece geç vakitlerde "later with jools holland" adlı programını seyrederdik. şimdi artık bbc de bu program yok- en azından ben göremiyorum- ama nerede var? henüz tam olarak zaplama alışkanlığı kazanamadığım e2 kanalında... her cuma saat 22.15 de başlıyor. eğer bir cuma akşamı, evde oturmak gibi durağan bir iş yapıyorsanız en guzel şey jools seyretmek olabilir, yani ben tavsiye ederim, artık siz ne yaparsınız bilemem. jools holland, hali hazırda hem müzisyen, hem şarkıcı, hem squeeze grubunun kurucusu, hem sunucu, yani hem de hem... programının en güzel yanı ise tek bir studyoda 5-6 farklı sahnede farklı türden müzik yapan insanları ağırlıyor. böylece tüm müzisyenler aynı anda studyonun içinde oluyor. sırayla şarkılarını söylüyorlar, birbirlerini dinliyorlar. bence harika bir sinerji! ben de şu an evde jools seyrediyorum ve şansıma bu hafta kaiser chiefs ve seasick steve var, ayrıca başkaları da var, boy george var... aman da aman. ah o stüdyoda ben de olsaydım, açık denizlere yol alsaydım :)lilililiiiiiiiiiii lululululuuuuuuuuuuuuuu.
kim uydurdu
indis
at
10:43 PM
0
damla sakızı
tık tık
bruce kime nispet yapıyor?
kim uydurdu
indis
at
3:02 PM
0
damla sakızı
tık tık
kim uydurdu
indis
at
10:41 AM
0
damla sakızı
tık tık
29.10.09
asla "asla" deme
uzun bir süredir "asla, hayatta olmaz, hiçbir zaman" dememeyi öğrendim, çünkü baktım ki bu lafları ettikten bir süre sonra her şey değişmiş ve ben de ettiğim lafla baş başa kalmışım! mesela bu boyumdan büyük kelamlar nelerdir diye inceleyecek olursak;
- asla şunu yemem, bunu içmem
- hayatta bir daha onunla konuşmam
- şunu bana kimse giydiremez
- o adamı kesinlikle dinlemem
- bilmem ne'den nefret ederim
- bana şunu kimse yaptıramaz
- şundan kesinlikle vazgeçemem
eskiden ağzıma sürmediğim enginarı ve kerevizi çok seviyorum, hayatta en nefret ettiğim yiyecek mertebesine yükselen ton balığını her öğlen salatamın içinde mideye indiriyorum, koladan vazgeçemem derken şimdi hiç aramıyorum, eskiden türk sanat müziği sevmezken şimdi duyunca bi hoşuma gidiyor, twitter'dan hiç hoşlanmazken şimdilerde keşke bir i-phone benzeri aletim olsada her an olan biteni twitlesen diyorum, eskiden asla hayvan baskılı kıyafet giymem derken, şimdi bu desenler hoşuma gidiyor (ama henüz satın alma aşamasına gelemedim), tabii burada açıklayamayacağım bir sürü başka şey var, kafama dank eden "bir daha asla" dediğim ve şimdi yaptığım, yapmayı istediğim.... velhasıl, hayat işte böyle bir şey, herşey değişiyor, özellikle biz değişiyoruz. zaman bir çok şeyi görmemizi, sindirmemizi, sevmemizi, idrak etmemizi sağlıyor. zihnimizi şartlanmalardan arındırmak lazım. tam da bu sebeple karşımızdakilerin değişebileceği ihtimali üzerine her zaman herşey için açık bir kapı bırakmakta fayda var, bence, kanımca, kırmızı kanım, beyaz bayrağım, teslimiyetim...
kim uydurdu
indis
at
1:29 PM
0
damla sakızı
tık tık
kim uydurdu
indis
at
1:07 PM
0
damla sakızı
tık tık
27.10.09
not: yahu genç yetkililer, hafta için konserlerini erken yapma işini bi düşünseniz süper olmaz mı? bir de biletin üzerini ben yazdım ama valllahi de billahi de işte bu bilet!!
kim uydurdu
indis
at
8:31 AM
1 damla sakızı
tık tık
26.10.09
garantisi olan 4 gün
işte bu saçmalık da böyle bitti. diyeceğim şudur ki gmt olmasa şu saatler ile oynaştığımız iki gün otomatik olarak ortadan kalkar ve bizimde ruhsal dalgalanmalarımız engellenir. maçlara gelince onlar toplumsal yaradır ve yıldan yıla kangren olmaya doğru gitmektedir, peh ve de yuuuuh.
kim uydurdu
indis
at
11:27 AM
0
damla sakızı
tık tık
25.10.09
günün süper adamı
not: fb stadının önünden geçerken gs'li olan annem " tabii ya herkes kendi takımının formasını giyip dolaşabilmeli, neden hasan a şaşırıyoruz ki?" dedi. babamda "tamam o zaman sen şimdi sarı kırmızı bi şiler giyip buraya gel bakalım ne olucak" dedi. bende "anne ben seni uzağa bırakırım, sonra da tanımam!" dedim.
kim uydurdu
indis
at
4:15 PM
0
damla sakızı
tık tık
yasak koyanındır!
bu iş buraya kadar. benim gözümde artık bu ülkedeki sigara yasağının bir gerçekliği kalmamıştır. zaten ben de şaşırıyordum "vallaha da millet uyuyo be, vapurlarda filan kimse martılara karşı bir tane yakıp telendirmiyor" diyordum, ki neyse yüzüm kara çıkmadı. dün binmiş olduğum bir arabalı vapurda iki vakkaaa ile karşılaştım ki bir tanesi "işte biz, işte sigara yasağı" dedirten türdendi. birincisi, gayet aleni bir şekilde bir amca vapurun dışında yaktı sigarayı, içti içti içti sonra da yanık hali ile direkmen çöpe attı. kimse bi şi demedi.biz de salak salak ona bakıp, kurala uyduğumuz ile kaldık. ikincisi ise tam internette şeref turu atacak bir video teması idi:arabalı vapurun ön kısmına doğru duran küçük bir araba, vapur seyir halinde,arabanın içinde 5 adet genç insan, pencereler kapalı, 3 tanesi sigara yakmış ve çekip çekip arabanın içine üflüyor. e bakıldığında vapurda içiyorlar mı? yooooo, onlar vapurun içindeki arabanın içinde içiyorlar. bu yasağa girer mi? bence bu kadar parlak zekalı insanların olduğu bir ülkede girmez!! dışarıdan nasıl gözüküyorlardı derseniz, ona da cevap "REZİLLL!!" olurdu. fecilerdi gerçekten, hem el kadar arabanın içinde birbirlerine sigara üflediklerinden, hem de yasağa karşı küçük akıllarının onlara oynadığı oyun yüzünden! biz, yani araçlarının yanında dikilen diğer araç sakinleri, onlara bakıp bakıp güldük. onlarda içeriden kendilerine güldüler.
kim uydurdu
indis
at
3:10 PM
0
damla sakızı
tık tık
23.10.09
SüRPRiZ oLGuSu
hazır sürpriz demişken benim en çok seveceğim sürprizler- ki kimse üstüne alınmasın- uçak biletleri, konser biletleri, bosé kulaklık :), şu bu o sonra bi de şunlar ve de bunlar ve bir de şu ve ekleyecek olursam bu var, sonra da oo.. gibi şeylerdir. bir sürprizde bütçe değil önemli olan ince düşüncedir bence... karşınızdakine, kendinizi onun yerine koyup en fazla neden hoşlanacağı üzerine kafa patlattığınızı hissettirmek ve sürprizinizle de bunu anlatabilmekdir ki bu da her yiğidin harcı diildir!
not: hayatımda ne kadar az sürpriz kelimesini yazmışım ve yazmak ne kadar zormuş. bu yazıyı yazarken hep sürprüz yazdım sonra düzelttüm, yok düzelttim :)
kim uydurdu
indis
at
4:13 PM
4
damla sakızı
tık tık
CHAGALL - şimdi burada
kim uydurdu
indis
at
1:48 PM
0
damla sakızı
tık tık
22.10.09
doğum günün kutlu ve mutlu olmasın!!!!
'Cause you're evil
And you lie.
And if you should die,
I may feel slightly sad
(But I won't cry).
Loved and lost
And some may say
when usually it's nothing.
It should be this way ?
I said "No"
And then I shot myself
So, drink, drink, drink
And be ill tonight
From the one you left behind,
Oh, unhappy birthday !
aman yanlış anlaşılmasın, tanıdığım kimsenin doğum günü diil bu aralar, yani sarkazm yok bu post'ta! ben bu şarkıyı çok çok seviyorum, çünkü hiç kimsenin bu lafları sarfettiğini duymadım. çünkü cesaret ister, çünkü gerçeklik ister, dürüstlük ister! "sana mutsuz bir doğum günü dilerim, çünkü sen şeytansın ve yalancısın, ve eğer ölürsen birazcık üzülürüm ama hiç de ağlamam!sevdim ve kaybettim, kimilerine göre bu hiç bi şi diil. tabii, sen mutlusun... böyle mi olması gerekiyordu? hayır dedim ve kendimi vurdum. yani içip, içip, içip akşam hasta olacağım. arkanda bıraktığından sana mutsuz bir doğumgünü!!!" vallahi de bravo! hiç içinizden birilerine bunları söylemek gelmedi mi? genellikle eğer hala görüşüyorsak eski sevgililerimize "doğum günün kutlu olsun, nice yıllara" gibi sirin sözler söyleriz. hiç telefonu açıpta "doğum günün rezil geçer ve inşallah beter olursun, ve bu akşam umarım bensiz hiç eğlenemezsin, ve ömür boyu mutsuz olasın!!" diyesiniz gelmedi mi? (bana bunu diyecek insanlar tanıyorum, dememek için aramıyorlar belki de :) !)
işte şarkı şurada. eğer vaktiniz var ise lütfen dinleyin, çünkü morrissey means it!!!!
kim uydurdu
indis
at
2:01 PM
6
damla sakızı
tık tık
21.10.09
hope in a hopeless world
benim filmden yakaladığım en önemli şey, hiçbir şey sonsuza kadar sürmek zorunda diildir ve değişim, birlik olan toplumlar için mümkündür. amerika'da yeniden grevler başlıyorsa, insanlar haklarını aramak için sokaklara dökülüyor ise- ki bay moore bu değişimi obama ile özdeşleştirmiş- bu tüm toplumlar için olasıdır. umarım, bir gün, biz de bu ülkede bir şeylerin değiştiğini görürüz. kabusum oldu sanki badem bıyıklar hiç gitmeyecek ve demokrasi hiçbir zaman gelmeyecek!! herşey bitti di mi? sona doğru adım adım!! zaten 2012'ye ne kaldı şunun şurasında , yandık ki ne yandık!!
not: her ne kadar film amerika merkezli desem de, obama'nın seçildiği gün içimi kaplayan anlamsız sevinci hatırlamazsam riyakarlık yapmış olurum.
kim uydurdu
indis
at
1:37 PM
6
damla sakızı
tık tık
20.10.09
bir sonbahar günü iş çıkışı sinemaya gitmenin çeşitli durumları
kim uydurdu
indis
at
3:26 PM
0
damla sakızı
tık tık
19.10.09
ladies&gent., this turkish airlines flight number 14671 will have a delay for an unknown period of time! SORRYY
isterseniz gözlerimi de kapatırım
kim uydurdu
indis
at
4:49 PM
0
damla sakızı
tık tık
some girls are "better" than others!!
erkekler: bu filme gitmeyin! (sonra film bitince gerçek dünya sizi üzebilir!)
kim uydurdu
indis
at
10:19 AM
2
damla sakızı
tık tık
17.10.09
cicim
onun dışında herşeyden öte, bir dönem filmi olarak, kostüm tasarımı ve sanat yönetmenliği açısından takdire şayan filmler kategorisinde yerini garanti alır, almalıdır da :)
kim uydurdu
indis
at
1:23 PM
0
damla sakızı
tık tık












