parasol'e özel arama kutusu

10.7.09

jaz festivali jızzzz festivali

eğer gazete filan okuyorsanız son günlerin favori etkinliği 16.istanbul caz festivali (kaçıncı olduğunu kopya çektim). tüm müzik otoriteleri ve onların da otoriteleri caz festivalinin konserlerini yazıyor. hepimiz biliyoruz ki SMV:Stanley Clarke-Marcus Miller-Victor Woot konseri 4 gözle bekleniyordu ve müthiş geçti. bunun haricinde geçmişe kıyasla az ve öz etkinlik var ama çoğu konser caz severler tarafından 4 gözle bekleniyor. ben bir caz dinleyicisi değilim. evde otururken hadi bir george benson çalayım da kulağımın pası gitsin demem. ancak son yıllarda, müzik konusundaki tutuculuğumu yenmek adına artık farklı türlerde müzik yapan insanların canlı performanslarına gitmeye çalışıyorum. hatta benim tutuculuğumu bilen insanlarda şaşırıyor ve "e sen biliyo musun ki o adamı da konserine gidiyorsun" diyor. ee kardeşim illa bilmem mi lazım öğrenmek istiyorum, tepemin tasını attırmayın!! bu minvalde, caz festivali sanatçılarından brad mehldau konserine gitmeye niyetlendim. aa bi baktım bilet bitmiş. ama iyi haber benim gibi gitmek isteyen de bilet bulamayanlara duyurulur, brad konserinin ardına ek bir konser konuldu, 13 temmuz pzts saat 21.00 de. hem de kendisi tek başına doğaçlama tarzında bir şeyler yapacakmış. bir aile ortamı gibi yani, o çalar, biz alkışlarız, biraz sohbet muhabbet. işte haberiniz olsun. crr konserlerinin en kötü yanı içki olmaması bence. ama mekan çok guzel, tabii klimalar çalışmazsa caz festivali olur cızz festivali.. honda jazz var bi de, o ayrı bir konu.

9.7.09

SARI SAÇ DURUMLARI

dün yaptığımız bir kız grubu konuşmasında türkiye de erkeklerin sarı saçlı her kıza baktığı konuşuldu. her kız demek güzel, az güzel, küçük, büyük kızlar. dikkatimi çeken başka bir şey ise genelde anne diyeceğimiz yani annemizin yaşındaki çoğu kadının (55-70 aralığı filan gibi) sarı saçlı olması. bizim ülkede sarı saç durumları sosyologlar tarafından irdelenesi bir durum sanki... yalnız şunu söylemeliyim ki sarı saç herkese yakışmıyor sevgili sarışınlar! neden kendi saçınızın doğal rengini beğenemiyorsunuz bir türlü? bu durumun tam tersine, benim gördüğüm kadarı ile türk kızlarının sarışın erkeklerden çok esmer ya da kumral erkeklere ilgisi var. bu da bizlerin elimizdekilere razı olup, onlarla mutlu olduğumuzu gösteriyor!!!!

geyiğin sonu yok!

JİNEKOLOG OLMAK

bugün ki oturumumuzda son derece ilginç bir konu ve aynı zamanda da tıbbın bir dalı olan jinekolojiyi irdeliyeceğiz. daha doğrusu sorumuz jinekolog olmak nasıl bir şeydir? bence feci şekilde garip bir şeydir. kadın jinekolog olmak da ilginçtir, erkek jinekolog olmak da... bir de erkek jinekoloğun erkek arkadaşı olma konusu var ki, o daha da ilginç bir şeydir. bence o arkadaş hayatı boyunca jenekolog arkadaşını kıskanır, ondan hikayeler dinlemek ister, onu gözünde yüceltir, ona sürekli sorular sorar. halbuki bence jinekolog olmak öyle özenilecek bir şey değildir. sabah akşam kadın hastalıkları ve bu hastalıkların bağlı olduğu mecralar ile ilgilenmek yer yer sıkıcı yer yer bıktırıcıdır. hele bir de erkek jinekoloğun karısı olmak nasıldır? kıskanç mıdır bu kadın? sürekli başka kadınlar ile mukayese mi ediliyordur? kocası ile fiziksel münasebeti iyi midir? (bana pek iyidir gibi gelmiyor). bir de kadın jinekolog olmak var, o da garip- o da çok sıkıcı. tabii ben burada tüm düşüncelerimi detaylı olarak yazamayacağım ama siz düşünün oldukça garip durumlar olduğunu hayalinizde kurarsınız artık (tabii eğer düşünmek isterseniz, bu konunun saçma olduğunu da düşünebilirsiniz). ingilizce de bizarre diye bir kelime var ya tuhaf-garip anlamında ben bayılıyorum bu kelimeye, fonetik olarak tam da anlamı gibi diye düşünüyorum. konuya dönersek bence tüm doktorlar gibi jinekologlar da otomatiğe bağlamış durumda ve artık önlerine ne gelirse bakıp geçiyorlar, bir meslek gurubu daha var böyle önlerine ne gelirse kıyan, onlar da nikah memurları !!!

8.7.09

bu fotoğrafın güzelliği karşısında ne yapmalıyız? biz de iki davul alıp onun üzerinde amuda mı kalkmalıyız yoksa arctic monkeys in crying lightning single ını mı dinlemeliyiz. yeni albümleri humbug yakında çıkıyor.

7.7.09

BENİM GİBİLER İÇİN KOLAYLIKLARIN ARDI ARKASI KESİLMİYOR

şimdi bu post kimileri için utanç verici olabilir. beni kınayanlar olabilir, ayy ne yüzeysellik diyenler olabilir. göğsümü her türlü eleştiriye gerdim yazıyorum.

bazı şeyler vardır ki, onlar için içinizden pratik bir yolun bulunmasını geçirirsiniz. siz içinizden geçirdikçede bu pratik yollar önünüze çıkar (tabii bazen). mesela araç muayenesi için sizin yerinize her şeyi halleden şirketler, vize başvurunuzu sizin adınıza yapan insanlar, siz uçak ile giderken aracınızı tatil yörelerine götüren şoförler, köpeğinizi sizin yerinize gezdiren insanlar, evinizi sizin yerinize temizleyen kadınlar filan falan. işte benim için tam da bunlara benzer bir şey oldu. ben bilinçli bir insan haline geldim geleli -ki çoğu tanıdığımın bu konuda şüphesi var- dünya klasikleri kitaplarını okumuşluğum yok, bundan da üzüntü duyuyorum ama bir türlü de içim almıyor. naapsam naapsam diye dalgakıranın ucundaki kayada otururken birden NTV yayınlarının benim gibi az akıllılar için çıkartmış olduğu "dünya klasiklerinin çizgi roman versiyonu"nu gördüm. hem de sevin okyay çevirmiş. diyorum ki " ee sevin okyay bu taşın altına elini koyduysa, bunları okumak o kadar da utanç verici olmasa gerek" ve 10 tl vererek ediniyorum ilk çizgi romanı. yani macbeth!! biraz da okudum. çizimlerden ötürü bana sanki shakespeare diil de zagor, conan filan okuyorum gibi geldi ama neymiş? bitirdiğimde macbeth de ne anlatıyor olduğunu bilecekmişim. öyle mal mal bakmayacakmışım. işte böyle sevgili dünyalılar. teşekkürler türkiye, teşekkürler neteve.

6.7.09

4444154

bu hattan haberiniz var mı? 4444 154. istanbul daki en iyi dostunuz. arıyorsunuz size nerede nasıl trafik durumları yaşanıyor söylüyorlar. eğer arayanlara ilişkin istatistik tutuyorlarsa şu konuşma sebebi ile;

- trafik kontrol merkezi
-iyi günler hanfendi/beyfendi, bir şey öğrenmek istiyorum, anadolu yakasından avrupa yakasına geçişte köprülerin durumunu öğrenebilir miyim?
- açık/ kapalı/ altunizade den itibaren trafik var (filan falan)
- teşekkerler, kolay gelsin

şimdi ben ne safım. birincisi tabii ki aradıysan bi şey sorucam, sapık gibi susmıycam ama nedense direkt konuya giremiyorum. ikincisi murat kazanasmaz gibi konuşuyorum, teknik ve kalıp halinde, üçüncüsü kolay gelsin lafına hepsi bayılıyor, hemen bir yumuşak iyi günler lafı geliyor.

bir gün bu hattan biri arayıp bana trafik kontrol merkezi plaketi verebilir ya da avrupa yakasına taşınamamı öğütleyebilir. işte böyle. şimdide anadoludan avrupaya geçiş yapıcam. ho hooooyytt..



































bir pazar sabahı moda kahvaltısı... bakın söylüyordum da inanmıyosunuz değil mi? işte bu kadar güzel.