parasol'e özel arama kutusu

28.5.10

the siyah kalp kortejini selamlıyorum

kısa bir süre için "günlerin saçma hikayeleri" programımıza ara veriyoruz. kimilerinin bildiği kimilerinin bilmediği kimilerinin ise ilgilenmediği üzere the siyah kalp korteji dün gece şehrimizdeydi. çok kısa notlar ile özetlemem gerekirse- ki bu gereklilik benim geleceğimde dönüp de okuyacağım bir belge olması sebebi iledir- işte durum şöyledir.

  • öncelikle ghetto saçma bir yer, eğer benim gibi konsere geç kalırsanız konseri grup üyelerinin yanından seyredebilirsiniz. yani LIFO kuralı- last in first out-yani başı sonu karışmış bir mekan. sahnenin yanından giriş yapıyor ve mekanın ortasında duran arkadaşlarınıza ulaşamıyorsunuz ama bir bakıma iyi de oldu böylece ben konseri arkadaşlarımdan ayrı ama gruba bir kol mesafesi kadar yakın olarak seyretme fırsatı buldum. 
  • the black heart procession, esas oğlanları Pall Jenkins and multi-enstürmentalist Tobias Nathaniel başta olmak üzere maalesef isimlerini hiçbir yerde bulamadığım devasa basçıları ve erkek güzeli bateristleri ile karşımızdalardı. yine maalesef playlisti not edemedim eminim ilerleyen günlerde bir yerlerde çıkar ben de buraya eklerim ama beklenen tüm şarkılarını çaldılar. release my heart, tropics of love, drugs, heaven and hell, rats...  en sona da en popülerini getirdiler; it's a crime... .bir kere bis yaptılar. müzikal kalitesi ile ilgili eminim konser alanında bulunan bir çok müzik adamı bir şeyler yazıp çizecektir, bu sebeple ben o işe girmiyorum ama amatör bir dinleyici olarak ben çok tatmin oldum. ancak ses düzeni daha iyi olabilirdi.
  • benim  bu küçük mekan konserlerinde en etkilendiğim şey, yıllardır şarkılarını dinleyerek bir çok duygusal ruh hali yaşadığınız insanların capacanlı karşımda durması, bu sebeple konserler boyunca yüzümdeki sırıtmayı engelleyemiyorum. bu yetenekleri görünce şarkıları benim için daha da anlam kazanıyor. 
  •  grup için seyirci ile teması yok, gelip çalıp gidiyorlar diyenler olmuştu, dün gece tam tersine seyirci ile konuşan, isteklerini duyan ve yerine getiren, bize kadeh kaldıran bir grup vardı. tüm elemanları gayet samimi buldum.
  • tüm bunların dışında bence dün akşam sahnede gerçek müzisyenler vardı, tüm egolarını sahnenin dışında bırakmış, sadece yazdığı şarkıları ve çaldığı müziği düşünen, bunları en iyi şekilde icra eden ve bunu yaparken de gayet doğal olabilen, sanki evinin salonunda ya da stüdyosunda çalıyormuşçasına,  yalın insanlar vardı. dosdoğru, dümdüz, olduğu gibi mütevazi müzisyenler...  ve bence bunu görmek benim için gecenin en önemli sonucu idi. 
  • son olarak ben çok çok çok çok beğendim ve imrendim ve kıskandım ve hayran oldum. 
  •  
    bhp notu 1: ülkemizin büyük müzik adamlarının, konseri seyretmek yerine, dışarıda sigara içmesi beni benden alıyor
    bhp notu 2:  20-25 yaş aralığındaki kızların konserlere alınmasını yasaklayabilir miyiz?? (şaka şaka ama çok tuhaf olabiliyorlar)
    bhp notu 3: baterist gerçekten ama gerçekten çok çok yakışıklıydı, hatta pall jenkins'de bir ara seyircilere "bu arkamda duran güzelliği gördünüz değil mi? çekinmeyin bir kaç dakika kendisine bakakalın" türünden şeyler söyledi, ben zaten çok yakınında olduğum için hep bakakaldım :)  (yukarıdaki küpte görülen zenci kardeşimiz).
release release release my heaaart, before yoouuuu move aaheaaaad!!

2 comments:

Ahh tapot said...

"...maalesef isimlerini hiçbir yerde bulamadığım devasa basçıları (Jovi Butts) ve erkek güzeli bateristleri (Jason Hooper)..."

indis said...

teşekkürler, bu arada konseri beğenmemiş olduğunuzu okuyunca bu yazı ile ilgili fikirlerinizi merak etmedim değil...