parasol'e özel arama kutusu

18.3.09

konser sancıları

çoktandır yazmak istediğim bir konuyu gündeme getireceğim şimdi. o da konser seyircisinin bitmeyen çilesi... ben bu konser işlerini filan oldukça takip eden bir kişiyim. genelde istanbul a gelen ve tarzı bana yakın olan bildiğim bilmediğim insanların konserlerine ya da küçük çaplı canlı performanslarına gitmeye çalışırım. (bilmediklerime gitmem sadece deneysel amaçlıdır). genelde türkiye ye gelen gruplar artık kaşar kıvamına gelmiş, eskiden çok popüler olan gruplar olur ya da olmaz, aslında haklarını yememek lazım bir çok yeni ve büyük grupta geliyor. ayy neyse giremedim bir türlü konuya olay şu.. gidersiniz heyecanla aylardır beklediğiniz konsere. önce yeni albümden şarkılar çalınır. çoğunu bilmiyor olursunuz, sonra araya bir kaç tane eskilerden duyulmuş şarkılar serpiştirilir. tabii siz o sırada hafif yorulmuş, hafif sabırsızlanmış bir halde beklersiniz ki o müthiş şarkılarını çalsınlar diye, ama bir türlü o an gelmez, zaman geçer, cesur seyircilerden bazıları o müthiş şarkıların ismini çığırmaya başlar hatta çoğunlukla böğürür... sonra birden grup çaktırmadan "bu akşamlik da bu kadar, mersileeer" diyerek sahneden yok olur... aaaaa diye kalırsınız... sonra seyircinin israrlı alkışları üzerine grup geri gelir bazen o şarkılardan bazılarını çalar, bazen duymamazlığa gelip çalmaz, bazen yavaş tempolu bir şarkı ile seyircinin heyecanını kursağında bırakır ve gider. şimdi türkiye de yaşanan bu tür olaylardan bazı örnekler;
1- echo & the bunnymen (son istanbul konseri- studio live mıydı ööle bi şi) - tüm gece hiç mi hiç popüler şarkı çalmadılar, bis te hepsini döktürdüler. hatırladığım kadarı ile killing moon, under the milky way, lips like sugar. echo&thebunnymen müthiştir ve olumsuz sözüm olamaz onlara ama bence artık zamanları geçtiğinden popüler şarkıları önceden söyleyip seyircinin gitmesini önlemek için böyle yapıyorlar
2- mark knopfler- kuruçeşme arena- bence harika bir konserdi, seyircilerin kudurmasına rağmen "walk of life" ı söylemeden gitti, romeo & juliet de beklenen gibi değildi, prensip olarak dire straits zamanlarının geçmiş olduğunu seyirciye anlatmaya çalıştı ama kardeşim biz de her gün seni görmüyoruz ki mark..
3- tindersticks- crr- çok yerinde bir mekanda tam bir müzik şöleni idi ancak bathtime ve can we start again i her türlü ısrara rağmen söylemediler
4- morrissey - parkorman- kısa kısa kısacık... there is a light that never goes out demedi başka bir çok şey de demedi. tabii the smiths günleri ile ilgili bir travmadır diye düşünüyorum

5- james- solar beach mi neydi- galiba loose control ü söylemediler çok bozulmuştum
6- aklıma gelmiyor diğerleri :(

not: bunlar dışında hakkını yememem gereken konserler var, franz ferdinand, manic street preachers, paul weller, depeche mode, roger waters ve aklıma gelmeyen diğerleri hiç bir şarkıyı eksik kalmadan çığırmışlardır.

1 comment:

Kardesh said...

ya bryan ferry? onun da hakkını vermeliyiz..her defasındaa beni buyuluyor..