parasol'e özel arama kutusu

24.3.10

basit, saf ve karşılıksız- bob marley ikinci hayatta jamaika da, tamam mı?

ayyyy her yerde bu birilerini birilerine everme programları konuşuluyor. tabii ki onlar konuşulmuyacak da ne konuşulacak bre sevgili dünyalılar, parasol mü? gerçekten iredelenmeye, araştırılmaya, sorgulanmaya değer derecede vahim programlar bunlar.... sosyolog abilerim ablalarım deşifre edin şu toplumumuzu (topluluğumuzu) da, siz sağ biz selamat bir huzura erelim. benim anladığım kadarı ile bu birini birine monte etme işinin temel unsuru "varlık"da yatıyor. hayatınızın aşkını bulmak için sormanız gereken sorular; "evin var mı?", "araban var mı?", maaşın var mı?" "bakmakla yükümlü olduğun insan var mı?" eğer bu sorular sağ salim atlatılırsa ooooooh değmeyin keyiflerine.

bu hokkabazlıklar ve maddiyatın geldiği durumu düşününce, ya da bunların hiçbirini düşünmeyip de sadece gerçek aşkı düşündükçe aklıma bob marley geliyor. bir çatının altında, tek kişilik yatağını paylaşmaya razı, her gün ve her gece sevmeye gönüllü, tüm kartlarını açık oynamaya meyilli, hem istekli hem de aşka hazır, sevmeyi ve hoş tutmayı isteyen bir bob marley. bu şarkıyı dinleyince hayalimdeki resim şöyle bir şey; ince uzun rastalı zenci bob, onun sevgilisi zenci ve güzel ben, beyaz kumları olan bir deniz, gece, deniz kıyısında bir bungalow, ılık bir rüzgar, kamp ateşi, bira, regi...

vallahi de billahi de her şeyin basit, saf vekarşılıksız olanı güzel sevgili gezegen sakinlari. işin içine para, kariyer, yaşam tecrübesi, yaşam darbeleri, çakallık, kurnazlık, bencillik ve hırs girdi miydi tat kaçıyor, renkler siyah beyaz oluyor ve maalesef galiba zaman ilerledikçe, yaşlar alındıkça siyah beyaza daha da bir yaklaşılıyor. itiyorum itiyorum, git git giiiit.


No comments: