parasol'e özel arama kutusu

28.8.09

tıkan(dım)ma

chuck palahniuk ve irvene welsh benim senelerdir okumaya çalıştığım ama bir türlü kendimi kaptırıp da kitaplarının sonuna gelemediğim iki yazar. benim gözümde ikisi aynı sepette. kitaplarına başlar başlar sonra da yarıda kalırım. adapte olamam ama aslında deli gibi de isterim okumayı başarabilmeyi. hal böyle iken ikisini de takip etmek için en kolay yol benim için onların kitaplarından uyarlanan filmler ya da onların senaryosunu yazdığı filmlerdir- bence ikisi de çok zeki adamlar. işte hekes biliyor acid house, trainspotting, fight club vb... bu listeye tıkanma (choke- ki neden diğerlerinin ingilizcesini yazdım da bunun hem ing. hem turkçesini yazdım o da tutarsız) yı da eklemeyi çok isterdim ama konu burada tıkandı (çok kötü bağlama). türkiye demeyeceğim çünkü artık ben de türkiyenin ucu koptu bu yüzden istanbul diyeceğim- istanbul a tıkanma filmi 2 kez geldi biri festivalde ikincisi bu günlerde... festival sırasında 2 bilet aldım biri bana biri bu filmi seveceğini düşündüğüm birisine, o beni sattı ben de filmi sattım. böylece biletler çöp oldu, geçen hafta ve bu hafta ise yok iş seyahati yok master yaz okulu derken korktuğum şey başıma geldi ve eğer yine süper bi bağlama yapmam gerekirse film kursağımda kaldı!!!!(bak bak nası gönderme ama??) film bugünden itibaren istanbul da sadece bir salonda gösterilmeye başlandı o da gideceğim bi yer değil.

o zaman ne yapılacak? the end e gidilecek dvd alınacak, sonra artık aylar geçer ki ben 55 ekran tv de onu seyretme motivasyonu kazanırım. geçmiş olsun. bu arada film spekülatif bir hal aldı, beğenen beğenmeyen bir çok fikir ortada dolaşıyor.

hazır bu konu açılmışken şu yaraya da parmak basmalıyım ki, hani mesela londra da bazı semt sinemaları vardır, onlar filmleri zamandan bağımsız gösterirler, işte istanbul da da öyle olsa, sadece vizyon filmleri ile kısıtlı kalmasak nasıl olur?? olmaz tabii çünkü olmaz.

hazır sinema konusu açılmışken bu hafta sonu tarantinoya ve günışığı temizleme şirketi adlı filme çıkartma yapacağım. kısmet...

5 comments:

pembe gözlüklü kedi said...

Bundan on sene evvel Bilgi Universitesi`nin Kustepe kampusunde, vizyon filmlerinden bagimsiz film gosterimleri yapiliyordu. O zamanlar, oraya yakin bir yerde calistigim icin cok faydalanmistim. Hergun is cikisi gider bir film seyrederdim. Hafta sonlari bazen ayni gun iki tane... Koca salonda uc bes kisi olurdu ancak. Eger guzel bir filmse, hem ucar gibi cikardim salondan, hem de kimseyle paylasamiyor olmaktan dolayi huzne bogulurdum. Sonra gosterimleri Dolapdere`deki yeni binalarina tasidilar. Daha kucuk bir salondu buradaki. Oraya da bir kac defa gittim, sonra biraktim. Yolu tersti, filmleri de daha ozensiz secmeye baslamislardi sanki. Ya da benim eski heyecanim kalmamisti... Fransiz Yeni Dalgasi da varligini Paris`in meshur sinemategine borcludur az cok. Ondan ozenilerek Turkiye`de de bir sinematek acildigini, pek cok sinemaseverin klasik filmleri o salon sayesinde izledigini de eklemek isterim... Falan, filan! :)

Evrims said...

tıkanmayı bize gel de seyredelim işte...sunshine cleaning'i seyrettim fena diil, tarantino'yu da seyrettim bence superdiii..

indis said...

* sinematek kadıköydeki diil mi? ama şimdi kapalı galiba?? orada vakti zamanında güzel filmler seyretmiştim :)


* sen de kimsin??

Evrims said...

kardeshinn...

pembe gözlüklü kedi said...

Benim bahsettigim biraz daha eski tarihliydi... Beyoglu`nda olsa gerek diye dusunuyorum ama yanilabilirim. Kuruculari arasinda Sakir Eczacibasi, Onat Kutlar vd. var...

Soyle bir link buldum:
http://www.alternatif-istanbul.net/2007/05/istanbula-sinematek-yakr.html

Eksi sozlukte de türk sinematek derneği diye arayinca ozet bir bilgi cikiyor... :))