parasol'e özel arama kutusu

19.1.11

hastalık durumları ve beyrut

cuma günü günübirlik gideceğimiz kayak turu her iki tarafın da hasta olması sebebi ile iptal edildi. peki ya 18 şubat 21 şubat arasında aldığımız beyrut biletleri ne olacak?? yani şunu öğrenmek istiyorum; beyrut'ta bizim gidişimizden 1 ay önce hükümetin düşmesi iyi mi oldu??? mesela ya biz oradayken bir iç savaş çıkarsa, sokaklarda birdenbire arbede çıkarsa??? işin kötüsü ucuz ucuz bilet ve otel alıcaz diye ikisi de geri ödenemez türden.
hadi hayırlısı diyorum başka da bir şey demiyorum.

17.1.11



yuhlamak ayıp değil

yuhlamamak ayıp

14.1.11

3 ay sonra trip

insanın hayatına yeni birisi gelince eski alışkanlıklarından bazılarını bir süreliğine rafa kaldırmak durumunda kalabiliyor. bu yeni gelenin suyuna gitmek için değil sadece zaman olmadığı için oluyor. yani böyle olması tercih edilir tabii ki... bu akşam 3 ay sonra inşallah kendimizi trip'e atıcaz. kız kıza içip eğleneceğiz. bu akşam 14 şubat'a inat trip'te "eski sevgililer günü" gecesi var. hayırlısı olsun :)

13.1.11

GERİ DÖNMEK ÜZEREYİM

sevgili dünyalılar??? hala orda mısınız??? tabii ki değilsiniz... ama ben dönüyorum galiba... özledim parasolümü. biraz da değişiklik yaptım görünüşte filan... mesela artık her gün kendi çektiğim abuk subuk bir fotoğrafı koyacağım başlığıma. başka şeylerde değiştirebilirim, ama şu an tam karar vermedim. artık uzun yazılar da yazmıycam; kısa kısa şeyler, fotoğraflar, listeler filan. zor oluyormuş tekrar adapte olmak.. haydi hop.

8.11.10

YİNE YENİ YENİDEN: PUUUUUUUUUUUUULP !!!

yehuuuuuu, yupiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii, yaşşaaaaaaaaasın!! dualarım kabul oldu ve pulp 2011'de 2 konser için yeniden bir araya geliyor!!! öncelikle londra'daki wireless festivaline bilet almaya çalışacağım, o olmazsa ispanya'daki primavera... eğer pulp'ı tekrar izleyebilirsem ne mutlu bana. bu harika bir haber, bu benim hep hayal ettiğim ama bir daha olmayacağını düşündüğüm bir haber. haydi on your marks, get set!!

not: şu linkte harika bir slideshow var, dileğen tık tıklasın!! http://www.pulppeople.com/

2.11.10

bu fotoğrafı buraya koymadan edemedim çünkü;
1- bu harika bir köpek
2- bu harika bir fotoğraf
3- bu şu an benim ruh halim :)

27.10.10

almak lazım!

bugünki "almak lazım" köşemizde - ki daha önce zaten hiç böyle bir köşemiz olmamıştı - muhsin akgün'ün "söz ve müzik:ISTANBUL" adlı kitabını şiddet ile tavsiye ediyoruz. eğer siz de bir etkinlik böceği iseniz muhakkak muhsin akgün'e rastlamışsınızdır. kendisi her türlü müzik ve sanat etkinliklerinde elinde makinası ile sahnenin etrafında dolaşır ve dikkatinizi çekmemesi mümkün değildir, çünkü çok yakışıklıdır!! işte o yakışıklı insan 1990'ların ikinci yarısından bu yana istanbul'da gerçekleşen konserlere ait fotoğraflarının olduğu bu güzel kitabı çıkardı. siz de benim gibi, o tarihlerden beri o konserden bu konsere savrulduysanız, bu kitabı alıp anılarınızı tazeler üstüne üstlük arşivinize de güzel bir kıyak yapmış olursunuz. benden söylemesi!! 

not: kitabın orijinal fiyatı 80 tl ama internet sitelerinden 60 tl gibi bedellere alınabiliyooooo.

18.10.10

metroda radikal

radikal'in yeni formatını gördünüz mü sevgil dünyalılar?? ben diyorum ki 3 vakte kalmaz radikal'de tarihin tozlu sayfalarında yerini alır. yıllardır okuduğum gazetenin, londra metrosunda bedava dağıtılan kafa dağıtmaca gazetelerine benzer bir hale gelmesi beni oldukça üzdü. ayrıca alışık olduğum köşeyazarlarını, sanat sayfalarını yerlerinde bulamamak, ya da bulduğum yerde onların küçücük küçücük hale gelmiş olması hoşuma gitmedi. şimdi arıyorum, tarıyorum, gazete okuma bağımlılığımı devam ettireceğim, şöyle eli yüzü düzgün, hükümet yalakası olmayan, kültür ve sanata en az 2 sayfa yer veren bir gazete arıyorum. eğer bu özelliklere sahip bir gazete biliyorsanız lütfen beni haberdar ediniz. bakın bekliyorum. şu istediğim özelliklere sahip gazeteyi bir bulsam, onu da yıllar yılı hiç bırakmıycam!!

8.10.10

Sevgili parasol,
Seni çok özledim. Hem evde lap top um yok hem de 3gun toplantidayim. Bir de kelebek etkisi... Teknik zorlukları ashar ashmaz doncem ben sana!!

4.10.10

2.şans

sevgili dünyalılar bu hafta sonu bana bu dünyada 2.bir şans verildi. cumartesi akşamı hayatımda ilk defa bu kadar ağırını yaşadığım bir trafik kazası geçirdim. eğer altımızdaki araba bir jip değil de sıradan bir araba olsa- polislerin dediğine göre- şu an buralarda olmayacaktık. ama mucize eseri ufak eziklerle bu olaydan sıyrıldık. arabamız da pelt oldu o başka... bu kazanın sebebi şehir magandaları ve bizim onları ciddiye almamızdı.

hep derler ya "hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti" diye, benim tam tersi ordan oraya çarparken kazanın sonunda ne halde olabileceğim geldi. binlerce şükür ki bu işten sıyrıldık. cumartesi akşamından sonra artık gerçekten de çok şanslı birisi olduğumu düşünüyorum ya da bana bir şans daha verildiğini. inanıyorum ki evrende bir şeyler bizi korudu. bunun kıymetini bilmem gerek. maalesef insanlar başlarına bir şeyler gelmeden ellerindekinin değerini bilemiyorlar. ben anladım ki hayat gerçekten saniyeler içinde elimizden kayıp gidebilir. bu yüzden de değerini bilip her anını güzel geçirmeye mecburuz. son zamanlarda birçok kez şikayet edip mutsuz olduğum günler oldu, ama artık ne zaman bu tür duygular bana gelirse o zaman 2 ekim'i düşünücem ve bana verilen 2.şansı en iyi şekilde kullanmak için gayret edicem. bu kazanın sonucunda benim çıkarımlarım:

1- 5 para etmez insanlar sizi hayatınızdan edebilir, asla kimse ile inatlaşmayın

2- sağlam bir arabaya sahip olun

3- bütün polisler kötü değildir, bizim denk geldiklerimiz o kadar iyilerdi ki ne kadar teşekkür etsek azdır.

4- böyle durumlarda bir çok insan yardıma koşuyor ve bu da kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor

5- kendimi çok takdir ettim. kaza sonrası çok serinkanlı bir şekilde tüm işlemlerin olup bitmesini bekledim. hiç zırlamadım. hiç söylenmedim. şimdi ağlayasım var o başka!!

6- bu tür olayların acısı yalnız kaldığınızda daha çok çıkıyor

7- susan miller iyi bir astrolog

8- ego iyi bir şey değil

9- evren bize bir mesaj verdi ve umarım ikimizde bunu iyi yorumlarız

10- bir dövme yaptırıcam 2.şansımı hiç unutmamak için!!

11- herkes kendine, hayatta sahip olduklarına ve sevdiklerine iyi baksın!!

1.10.10

ekim dikim biçim

bu aralar ayların değişimi ile ilgili dünyamızda olan en tutarlı şey havalar herhalde. eylül'ün yani sonbaharın ilk günü yağmur yağmıştı, ekim'in ilk günü de hava birden serinledi. aferin sevgili dünya! en azından sen istikrarlı ol da,  sana karşı bir güven problemi daha oluşmasın!!

velhasıl geleneklerine uyan bir ekim ayı başlamış bulunuyor. ekim benim için özel bir durum teşkil etmiyor ama şehrimiz için oldukça hareketli günler geçeceğe benziyor. mesela en en en en önemlisi 28-29-30-31 ekim'de  taaaaaaaaaam 3.5 gün tatil var. kısmetse-kaderde varsa- ucuz uçak bileti olursa ben kaş'a gidicem. onun dışında;

* bu akşam new model army konseri- gitmiyorum
* hafta sonu- design week- belki gidiyorum
* 9 ekim'de i am kloot konseri- biletler cepte
* 8-14 ekim film ekimi- biletler cepte
* 14-17 ufak bir antalya tatili
* 23 ekim'de liars- giderim herhalde
* 27 ekim'de trip'de the smiths gecesi- gitme ihtimalim var
* 31 ekim'de saatler 1 saat geri alınıyor- hoşgelirsin kasım!!

onun dışında bu ay içinde bir haber bekliyorum, eğer o olursa çok çok sevinicem, başka başka ne vardı?? eminim, ekim ayı içinde şehrimiz böylesine batılı etkinlikler ile dolup taşarken, bir gün geçmez ki ülkemizde bir abukluk olmaya görsün!! yaa bir de bir de noolur noolur çok yağmur yağmasın ve ben bol bol bisiklete bineyim!!

işte herkes ektiğini biçermiş, ekim dikim işleri de böyleymiş. en güzel ekimler en güzel biçimler sizlerin olsun!! 

not: ekim ayı böyle hani biraz hüzünlüdür değil mi?? hava erken kararmaya başlar, yapraklar dökülür, kalın kıyafetler çıkar, evde daha çok zaman geçirilir. sevgiliniz varsa bir an önce eve gidip evde olmanın tadını çıkarırsınız.ekim için ne şarkı çalardım??? the national çalardım. slow show çalardım.i am kloot çalardım. from your favorite sky çalardım. blonde redhead falling man çalardım. cinerama hard, fast and beautiful çalardım. yani işte şunları çalardım sonbaharı çalardım !!

30.9.10

alkollü olmak ya da olmamak

ay ay ayayyayayayayayyaayyaaaaaaaaaaaaaaaay sevgili dünyalılar. kaç günler oldu bir iki satır yazamadım. garip bir yoğunluk var ben de anlamadım ama here I am, I will rock you like a hurricane desem yalan olur. size bugün toplumumuzdaki en azından bizim etrafımızda çokça rastlanan "alkollü olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu" önermesi ile ilgili biraz laf söyliycem.

alkollü olmak- yani çakır keyif ya da sarhoş olmak- bence bazen harika bazen de rezil bir şeydir. bunu da alkolü bolca alan kişiler bilir. ben şahsen çakır keyif ve hattaaa sarhoş olmaktan çok hoşlanıyorum. çünkü galiba çok bela bir tip olmuyorum da hafif şeker bir tip oluyorum (pehhhh! ukala). tüm kontrol mekanizmalarını elden bırakıp ohhh ağzıma ne gelirse söylüyorum. eğer alkolsüzken zaten şeffaf bir tip iseniz o zaman alkollüyken de şeffaf olmaya devam ediyorsunuz ve karşınızdakileri sürprizler beklemiyor.

amma velakin eğer ki normal hayatta ketum ve dobra ve langadanak ağzınıza geleni söylemiyor, yani patavatsız olamıyorsanız işte o zaman biraz alkol aldıktan sonra bülbül gibi şakımaya başlıyorsunuz. bu durumlarda etrafınızdda hala ayık birileri var ise o zaman onları uyarmakta fayda var, çünkü normal hayat ile alkollü hayatınız arasında oldukça büyük bir fark olacağını bilmeleri gerekiyor.

eğer serde hafif saflık var ise bu ikinci durum biraz anlaşılmaz olabiliyor, çünkü bu tipler akşam başka sabah başka oluyor. sizde durup dururken "alah alah hayırdır inşallah, noluyor ayol??" demek zorunda kalıyorsunuz.

son zamanlarda benim aldığım ders; "hiçbir söylenene inanma". zira alkollüyken mi gerçekler söyleniveriyor yoksa ayıkken mi bundan emin değilim. alküollü olmak için dökülmesi, bir dışa vurum mu yoksa sadece saçmalamak mı??? der yan yan zıplayarak işime geri dönerim!!

wheel of emotions




şimdi buna iyi bakın, belki sonra anlatıcam oki  mi??


29.9.10

ON .................STAND...........................BY..............................

.....ON........................STAND............BY...

...............................ON...................................STAND..................BY.....


...............ON....................STAND.........................BY...........................

ON.....................STAND...................................................................BY

..................ON................................STAND................BY....................

28.9.10

2:35

it's 2.35

sleep don't come

no

it won't come

25.9.10

gibisi yok. (bu hafta sonu için)

erken kalkıp güzel bir sonbahar sabahında balkondan dünyaya bakmak gibisi yok

sahile çıkıp da bir yandan pedal çevirip bir yandan da müzik dinlemek gibisi yok

tanıdık bildik bir yerde tanıdık bildik insanlarla dans edip şarkı söylemek gibisi yok

gecenin bir köründe yüzümü güldüren bir mesaj gibisi yok

alışveriş yapmak- hele de kilo verdikten sonra - gibisi yok

adrenalin gibisi yok

sağlıklı olmak gibisi yok

haftasonu gibisi yok!!

23.9.10

 
foto: görkem keser
 (bu fotoğrafı o kadar çok beğendim ki direkman le cool'dan arakladım. )

bir deterjan balonunun bire bu kadar güzel olduğu bir gezegende
biz neden bu topraklarda hergün saçmalıklara maruz kalıyoruz??
birileri bana bu sorunun cevabını borçlu ona göre!! 


22.9.10

şşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş. sessizlik... her yerde...

evet muhafazakar ülkenin sevgili sakinleri. artık dün itibari ile yavaş yavaş bundan sonra yaşayacaklarımız herhalde kafalarımızda şekillenmeye başlamıştır!! ama yine de hala- henüz- still- already- yaşadığımız güzel günlerimiz var. mesela dün akşam; yani tindersitcks'in harika performansı. evet babylon'dan pek hoşlanmıyorum dedim ama dün akşam ki konser için fikrimi değiştirdim. ayol sahnenin dibindeydik!! sizlere dün açıklamış olduğum "wishlist" ile yukarıdaki setlist'i karşılaştırırsanız benim ne kadar hayalperest olduğumu anlarsınız. kısacası çok temiz bir konser oldu, grubun performansı gayet iyiydi. "can we start again"- ki biss de çaldılar- seyircinin kopuş anı oldu. 

ben bazı grupların büyük sahne performansının her zaman daha iyi olduğunu düşünüyorum; hem ses düzeni açısından hem de büyük kitleye hitap etmenin verdiği güven açısından. mesela stuart staples bence seyirci ile sıcak iletişim içinde olan bir müzisyen değil. hal böyle olunca da 50 cm ötesinden başlayan seyirci kitlesini kendi tavırları açısından yönetmesi zor oluyor.

ben sahnenin dibindeki ses teknisyenini yanında durduğum için konser sonunda hemen kendisi ile temasa geçerek setlist'i ele geçirdim. kendimce çok havalı bir durum olduğunu düşünerek konserden çıktım. kapıda cüneyt ile karşılaştım, bir de ne göreyim elinde bir setlist!! meğersem o da üst kattaki teknisyenlere yakın durmuş!! :) ee tabii benim havam biraz söndü ama yine de bir hatıra olsun, bir anı olsun artık arşivimizin nadide bir köşesinde saklıyacağız!! 

bu arada babylon pazartesi günü derin sohbetlere dalan seyirci kitlesinin neredeyse grup elemanlarını da sohbetin içine alıp konserin gerçekleşmesini engelleyecek raddeye getirmesınden ötürü (tahminimce) dün bir "sessizlik bildirgesi" yayınladı. çok da iyi yaptı. salı akşamı seyirci sohbetlerini konser sonrasına bıraktı ama babylon yetkililerinin böyle bir yazı yayınlamak zorunda kalmasının, toplum bilincimizin seviyesi açısından, ne kadar vahim olduğunun farkında mısınız?

not: dün sanat galerilerine karşı gerçekleşen iğrenç eylemleri kınıyorum. bu eylemler ve üzerimizde kurulan baskılar ve özgürlüklerimizin elimizden gitmesine karşın bir şansımız daha var o da seneye gerçekleşecek seçimler. umarım kafamıza "daaank" eder de bu gidişattan kurtuluruz. korkuyorum. gerçekten çok korkuyorum!!

müzik notu: müzik adamları müzik konusundaki amatör görüşlerimi hoşgörsünler, aman diyim sonra her işi bilen her iş hakkında ahkam kesen twitter'da boy gösteren karakterlere dönmek istemem.

tindersticks göndermeli not: 
hey sen- kendini biliyorsun- can we start again??
içinde yaşadığımız kaos- can we start again?
kariyerim- can we start again?
kısacası her şeye yeniden başlasak bee, şahane olurdu vallahi de!!
(ama ama yani bu bilinçle tabii)

21.9.10

bu gece tekrar aşık olacak mıyım??

her zaman diyorum, tindersticks her ay gelse dinlemeye giderim, bir de üstüne evime çaya davet eder pötibör ikram ederim.bu akşam yine geldiler ben de yine gidiyorum. itiraf etmem gerekirse babylon'un mekanından hoşlanmıyorum. hem sıkışık hem de gürültülü. geçen sefer tindersticks cemal reşit rey'e gelmişti. bordo kadifeler, ahşap duvarlar ve bir tiyatro sahnesine bence çok uymuşlardı. oradaki tek eksik ise bir kadeh şarabımızı ya da biramızı alıp oturamıyor olmamızdı. şimdi istediğimiz kadar içebiliriz ama crr'deki atmosferi yakalayamayabiliriz. nerede olursa olsun ben varım!! hem de yağmurlu bir istanbul gününde!! biliyorum ki setlist'leri yeni albüm ağırlıklı olacak ama benim gönlümden geçen ufak bir setlist işte böyle: kim bu gece tekrar aşık olmak isityor??