bugün tuhafım.. kötü bi gece geçirdim. acaba deliriyor muyum die düşünüyorum. en sevdiğim kıyafet seçme ve giyinme işini bile zoraki yaptım bu sabah. işe, bu hafta her gün olduğu gibi, yarım saat geç kaldım. radikali okuyamadım tam- canım çekmedi. yine bi hafta sonu. haftaya doğum günü. 25 haziran a sayılı gün. huzur batıyo bana. gipsy punk ı birisi durdursun rica ediyorum. site fiyasko. yeşil kombat pantolon, mor t-shirt, siyah bot, kolye, azıcık uzun saç. nikotin, efes light, köpek havlaması, yağmur, ruzgar, fırtına. eylül.
The selfish theyre all standing in line...
Faith in their hope and to buy themselves time.
Me, I figure as each breath goes by,
I only own my mind
parasol'e özel arama kutusu
7.6.07
I AM MINE
bu aralar bi pearl jam "fan" ıyım. 80 li yıllardan beri ara ara dinlediğim, bi cd sini edindiğim ve şimdi fellik fellik arasam da bulamadığım pearl jam geri döndü. black şarkısını günde 14432413 kere dinlemenin yanında, i am mine, better man gibi şarkılarını da dinler oldum. hani bazen şöyle olur. takılırsınız bi şeye, sevdiğinize götürürsünüz takıldığınız şeyi. sonra bakarsınız o zaten orada takıldığınız şeyi dinliyor. habersiz, anlaşmasız. sonra etkilenirsiniz şöyle bi duraksarsınız. işte öyle bi durum olur. anlaşılmaz oldu ama ben anladım. sonrasında okuduğumda ne düşüneceğimi biliyorum.
5.6.07
FRANZ FERDİNAND& MSP
bu yılki rock'n'coke programı açıklandı. şu an için radar live kadar kuvvetli bir line up olmasa da franz ferdinand ve namı değer "MSP"- manic street preachers burada olucak. smashing pumpkins de var ama ben pek haz etmem ne de olsa amerikan rock ı. franz ferdinand dedikodusu iki yıldır dolaşıp duruyordu ve bu yıl nihayet gerçekleşti. müthiş gruptur. bana da pulp ı hatırlatır. sabırsızlıkla beklemekteyim. geçen seneki placebo avutmasından sonra iyi seçimler die düşünüyorum. hayırlı uğurlu olsuuuuuuun..
your love alone is not enough.
your love alone is not enough.
3.6.07
31.5.07
LATELY UPDATE
* saçlarım bi garip oluyodu, şampuanımı değiştirdim güzel oldu.. demek ki şampuan farkettiriyomuş
* baş ağrılarım geçti, demek ki son adet günlerim siddetli cinsindenmiş
* renkli ojeleri bi süreliğine bıraktım, sadece cilalı dolaşıyorum bi doğal olma arsuzu geldi
* renkli ojeler ile birlikte kıyafetlerde de bi takım değişiklikler oldu, demek ki sıkılmışım
* huzursuzluk diz boyu
* mutsuzlık tsunami dalgası kıvamında
* denizsizlik susuzluk kadar beter
* ilgisizlik tahammülümü zorluyo (herkes ilgi bekliyormuş as if i care)
* nick cave & the bad seeds in kemaNcısı- üstün, yakışıklı ve deli insan 6 haziran da babylon da, umarım gitmeyi başarırım
* her bi posta her daim koment yazma ihtiyacında olan insanların derdini çözmek istiyorum, yazılsın tabi de zeka pırıltısı olsa diyorum ne gusel olur.
* zeki insanların önünde eğilmek istiyorum, bu sıralar andreas gursky müthiş bulduğum, fotoğraf demeye dilimin varmadığı işlerinden dolayı favorim. kendisinin çok zeki olduğunu düşünüyorum
* medeni cesareti olan erkeklere buradan kocaman tebrik kurdelası gönderiyorum. her gün gördüğü kıza öküz gibi bakacağına pat diye yanına gidip en şirin tavrıyla "bugün ben de sizinle oturabilir miyim?" diyen ey erkek, hemcinslerine bi kurs programı hazırla, tanıtımını ben yapıcam bedava, söz..
* erkeklerin aramasını beklemeden, kendi hür iradesi ile telefonu kullanan, bloglarında hiç çekinmeden sevgilileri ile gurur duyan, postlar yazan cesur ve süper kızlara da buradan kocaman kirazlar gönderiyorum (kulaklarına taksınlar die :) ) bunları yapamayan, yapamadıklarını cool olma meselesinin arkasına gizleyen erkekleri de bir üst maddedeki kursa katılmaya davet ediyorum...
zehir, zembelek....
ay ben miyim bir melek...
kaan sezyum sizi salonunda bekliyo. (kendisi de çok zeki ayrıca)
* baş ağrılarım geçti, demek ki son adet günlerim siddetli cinsindenmiş
* renkli ojeleri bi süreliğine bıraktım, sadece cilalı dolaşıyorum bi doğal olma arsuzu geldi
* renkli ojeler ile birlikte kıyafetlerde de bi takım değişiklikler oldu, demek ki sıkılmışım
* huzursuzluk diz boyu
* mutsuzlık tsunami dalgası kıvamında
* denizsizlik susuzluk kadar beter
* ilgisizlik tahammülümü zorluyo (herkes ilgi bekliyormuş as if i care)
* nick cave & the bad seeds in kemaNcısı- üstün, yakışıklı ve deli insan 6 haziran da babylon da, umarım gitmeyi başarırım
* her bi posta her daim koment yazma ihtiyacında olan insanların derdini çözmek istiyorum, yazılsın tabi de zeka pırıltısı olsa diyorum ne gusel olur.
* zeki insanların önünde eğilmek istiyorum, bu sıralar andreas gursky müthiş bulduğum, fotoğraf demeye dilimin varmadığı işlerinden dolayı favorim. kendisinin çok zeki olduğunu düşünüyorum
* medeni cesareti olan erkeklere buradan kocaman tebrik kurdelası gönderiyorum. her gün gördüğü kıza öküz gibi bakacağına pat diye yanına gidip en şirin tavrıyla "bugün ben de sizinle oturabilir miyim?" diyen ey erkek, hemcinslerine bi kurs programı hazırla, tanıtımını ben yapıcam bedava, söz..
* erkeklerin aramasını beklemeden, kendi hür iradesi ile telefonu kullanan, bloglarında hiç çekinmeden sevgilileri ile gurur duyan, postlar yazan cesur ve süper kızlara da buradan kocaman kirazlar gönderiyorum (kulaklarına taksınlar die :) ) bunları yapamayan, yapamadıklarını cool olma meselesinin arkasına gizleyen erkekleri de bir üst maddedeki kursa katılmaya davet ediyorum...
zehir, zembelek....
ay ben miyim bir melek...
kaan sezyum sizi salonunda bekliyo. (kendisi de çok zeki ayrıca)
30.5.07
TAPAJ
radikal de gün geçmiyor ki bir tapaj ya da kelime hatası yaşanmasın. her gün her okuduğum bölümde mutlaka bi hata oluyo.. e kardeşim kimse kontrol etmiyo mu, işler acele mi yapılıyo nedir? bugün de kültür sanat sayfasında Andreas Gursky sergisine dair yazının son cümlesinde "kadar kadar" die 2 kere yazmışlar. yuuuuuuuuuuhhhhh... bi de geçen gün şööle bi şi vardı hem de baş sayfada mı ne "istanbul bienali bilmemnesi" yazacakalarına "istanbul bienal bilmemnesi" yazmışler.. ayıp yahu. ismet bi meyili haketti artık. şikayet müdürüne duyurulur.
iron like a lion in zion. iron lion zion...
iron like a lion in zion. iron lion zion...
28.5.07
SERİ KATİL
dün akşam eve gelirken gizliden gizliye ve içten içe gerildim diyebilirim. zodiac ı seyrettik çünkü. bir seri katil hikayesi... arabayı park ettim, indim, saat gece 11 civarı. ıssız otoparkımda sessizce arabayı kilitledim... yürüyorum, ya seri katil beni bulduysa. apartmanın kapısından içeri girerken serin kanlılıkla arkama bakıyorum. sonra asansöre biniyorum. ev kapısının kilidini yavaşça çeviriyorum. içeri giriyorum. neyseki holün ışığını çıkarken açık bırakmıştım. hızlıca evin içinde dolaşıp kapı arkalarına bakıyorum. kimse yok gibi. hemen gidip radyomu açıyorum. ev sesleniyo ben de paniği atlatıyorum. SERİ KATİL.. ne serin bir durum.
26.5.07
Bİ KEZ DAHA GORECKİ
All Ive known
All Ive done
All Ive felt was leading to this
Wanna stay right here
til the end of time till the earth stops turning
Im gonna love you till the seas run dry
geçen yaz deniz kıyısında i-pod umda bilmem kaç kez dinledim... sadece geri dönmeyi düşünerek... döndüğümde bi görüntü var aklımda söyliycem sonra. bazı şarkılar var dinlediğim anda o geçmiş zaman duygusunu aynen yaşatıyo. işte bu şarkıda onlardan biri. şimdi çaldı eksen de ve ben tekrar söylüyorum, taaaaaaa içimden gelerek. tereddütsüz.
All Ive done
All Ive felt was leading to this
Wanna stay right here
til the end of time till the earth stops turning
Im gonna love you till the seas run dry
geçen yaz deniz kıyısında i-pod umda bilmem kaç kez dinledim... sadece geri dönmeyi düşünerek... döndüğümde bi görüntü var aklımda söyliycem sonra. bazı şarkılar var dinlediğim anda o geçmiş zaman duygusunu aynen yaşatıyo. işte bu şarkıda onlardan biri. şimdi çaldı eksen de ve ben tekrar söylüyorum, taaaaaaa içimden gelerek. tereddütsüz.
25.5.07
DENİZ
denize gitmek istiyorum. yaz kış denize gitmek istiyorum. bütün hayatım deniz kıyısında geçti. taa ki üniversite bitinceye kadar. 7 yaşımdan beri her yaz 4 ay denize girdim. o kadar olağan bi durumdu ki o zamanlar. ege de büyüyüp egeli olanlar bilir bunun ne demek olduğunu. şimdi düşünüyorum da ne kadar şanslıymışım ama hiç kıymetini bilememişim. müthiş bi yerde büyüdüm ben, ama o zamanlar sıkıntıdan ne yapacağımızı şaşırırdık. işte o müthiş yer şimdi olsa, bu yaşımda. her gün denize gitsem. hiç bi yerde bi daha rastlamadığım soğukluktaki buz gibi ve pırıl pırıl denize atsam kendimi. yüzsem dubaya kadar. dalıp dipten gitsem bi süre. bi düz takla- bi ters takla.. (küçükken 3-5 kişi denizde birbirimize taklalarımızı gösterirdik.. bak bak ela oldu mu die..) sonra karnımız çok acıksa pide yesek.. sonra kıyıda yatsak, herkesten gizlediğimizi sandığımız sevgillilerimizle gizliden el tutuşsak.. (şimdi düşünüyorum da ne komikmişiz yani çaktırmadığımızı sanarak). sonra servis vakti gelse 4 30. ne kadar da umarsımışız. kafa bi dunya gerçek manada. ne kadar da güzelmişiz hepimiz...
şimdi gitmek için bi ton uçak bileti parası harcamanın yanında sadece hafta sonu gibi küçük bi zaman dilimine sıkıştırmak zorunda kalıyorum denizi. eskiden motora biner her hafta sonu ayvalık a giderdik. bu da başka bi macera bütünüyle. diyceğim o dur ki deniz çağırmakta beni. önümüzdeki hafta sonuna belki.
şimdi gitmek için bi ton uçak bileti parası harcamanın yanında sadece hafta sonu gibi küçük bi zaman dilimine sıkıştırmak zorunda kalıyorum denizi. eskiden motora biner her hafta sonu ayvalık a giderdik. bu da başka bi macera bütünüyle. diyceğim o dur ki deniz çağırmakta beni. önümüzdeki hafta sonuna belki.
23.5.07
AKSİYON ZAMANI
en son bunu düşündüğümde master yapmaya karar vererek gözüm kapalı kayıt olmaya gitmiştim. kendi kendime hayat bu mudur, yeni şeyler öğrenmiycek miyim ben, aman da ne sıkıcı diye düşünürken karşıma çıkıvermişti yapmak istediğim şey. iyi ki de çıkmış her ne kadar çok çok daha tatmin edici olması gerekiyorsa da memnunum seçtiğim programdan. yep yeni bi dünya açıldı önüme. şimdi artık dersler bitti ve tez zamanı.. ee yine durağan bi süreç başladı yani.. 3-5 hafta hiçbi şi yapmadan oturdum belki de çok daha fazla hatırlamıyorum. şimdi yine bi şiler yapma zamanı... hadi aksiyon diyo içim.. neler yapmak istiyorum bu yaz : (yazıyım da yaz sonunda bakarım olmuş mu die) :
1-fransızca dersi almak
2-az biraz spor yapmak
3-hafta sonları denize gitmek
4-her gece yatarken kitap okumak
5-tüm konserlere gitmek (sevdiklerimin tabii)
6-sitenin tüm istanbul da duyulması
7-tez için bi şi ler bulabilmek
8-venedik bienaline gitmek
9-londra da ki damien hirst sergisine gitmek
10-new york a gitmek
11-1 hafta kaş ta tatil yapmak
12-5 kg vermek
not: yazsam daha yazıcam amanın açmışım.. 8,9,10 ve 12 arzusal boyutta, dilek olarak kalabilirler.
1-fransızca dersi almak
2-az biraz spor yapmak
3-hafta sonları denize gitmek
4-her gece yatarken kitap okumak
5-tüm konserlere gitmek (sevdiklerimin tabii)
6-sitenin tüm istanbul da duyulması
7-tez için bi şi ler bulabilmek
8-venedik bienaline gitmek
9-londra da ki damien hirst sergisine gitmek
10-new york a gitmek
11-1 hafta kaş ta tatil yapmak
12-5 kg vermek
not: yazsam daha yazıcam amanın açmışım.. 8,9,10 ve 12 arzusal boyutta, dilek olarak kalabilirler.
21.5.07
THE CHEMICALS BETWEEN US
bush'un "the chemicals between us" şarkısı çalmakta radyomuzda. iki insan arasında kimyadan daha heyecan verici bi şi yok die düşündüm. kimyanızın tutmadığı insana, ne kadar çok severseniz sevin, dokunma arzusu duymazsınız, hatta bu türden bi zorunluluk olursa içten içe rahatsız eder bu his sizi. bazen de şöyle olur. hiç tanımazsınız, bilmezsiniz karşınızdakini daha 1 saat olmuştur tanışalı ama kimyasal etkileşim öyle yoğundur ki sanki uzun zamandır tanıyormuşçasına dokunursunuz karşınızdakine. bazı zamanlarda ise ilk etapta kimyanızın uyuşucağını tahmin etmediğiniz birisine zaman geçtikçe ve karşınızdakini tanıdıkça ilgi duyarsınız. o kişinin size düşünsel olarak sağladığı tatmin kimyasal uyumu da katar içine. kadın ve erkek arasındaki kimyanın müthiş bir durum olduğunu düşünüyorum. neden x e karşı karşı koyulmaz bir çekim duyarım da y ye karşı kılım kıpırdamaz. kimyanızın tuttuğunu bırakmayın !! aramızdaki kimyasallar demek istiyorum. kimyasal çekimin türlerini ilişkilere bağlamak çok mümkün bu arada.
her ne kadar bush benim favori gruplarımdan biri olmasa da "mouth" (ki süper süper şarkıdır, çok etkileyicidir, içinde kendinizi buluverirsiniz" bi de "swallowed" var, bi tane daha vardı şu an adı aklıma gelmiyo..
her ne kadar bush benim favori gruplarımdan biri olmasa da "mouth" (ki süper süper şarkıdır, çok etkileyicidir, içinde kendinizi buluverirsiniz" bi de "swallowed" var, bi tane daha vardı şu an adı aklıma gelmiyo..
18.5.07
CUMA YAZISI OLSUN BU DA
şimdi şöyle bi şi oluyor. her sabah jazzy ye binip işe gelmek üzere hareket ettikten 3-5 dk sonra dikiz aynasından arkaya bakıyorum - trafiği takip etmek için - ama hep bu ilk bakışta, garip ama korkunç olmayan şirin bi yaratığın arka koltukta oturup aynadan bana bakmasını istiyorum. ne gusel olurdu... keşke olsa.. dostum olur!! ne demekse.. evet küçük yaratıklar kendinize ev mi arıyorsunuz, gelin jazzy de kalın. sabahları birlikte işe gideriz. ama akşamları koltuğun altına saklanın görünmeyin bana çünkü gerçek hayata çoktan adapte olmuş oluyorum o sırada.
bu cuma yazısında bi şi daha söylemek istiyorum. dunyalılar ya da diğer gezegenlerden gelen misafirler, lütfen sanal alem ile gerçek hayatı karıştırmayın. sonra hayal kırıklığınının biri bin para olur... sadece "cool" yazıyo die bi dişinin pj harvey olduğunu hayal etmeyin, pekala kendisi arzu balkan çıkabilir (nitekim bu olay birebir yaşamdan alıntıdır :)) prensesinizi sokakta arayın, sanal hayat hiç bi şidir- susuzluk herşey.. hadi sokaklara.
bugün akşam bi sürü gusel şey var yapıcak: the commitments, tiger lillies, the automatic..
bu cuma yazısında bi şi daha söylemek istiyorum. dunyalılar ya da diğer gezegenlerden gelen misafirler, lütfen sanal alem ile gerçek hayatı karıştırmayın. sonra hayal kırıklığınının biri bin para olur... sadece "cool" yazıyo die bi dişinin pj harvey olduğunu hayal etmeyin, pekala kendisi arzu balkan çıkabilir (nitekim bu olay birebir yaşamdan alıntıdır :)) prensesinizi sokakta arayın, sanal hayat hiç bi şidir- susuzluk herşey.. hadi sokaklara.
bugün akşam bi sürü gusel şey var yapıcak: the commitments, tiger lillies, the automatic..
17.5.07
GÜZEL KADINLAR
güzel kadınlara zaafı olan erkekler var... peki genç kadınlara zaafınız var mı?? kadının güzeline kim dayanabilir ki zaten. mesela benim hemcinslerimi beğenmekte zorluk çektiğim söyleniyor. neden beğenmiyim yahu. bak sayıyorum; kate moss, gwyneth, giselle, bi arkadaşım var ebru adı, o, ayşegul, başka başka mete avunduk un sevgilisi, blondie nin solistini eski hali, pj harvey, tori amos, ne bileyim işte var yani. ama şöyle bi şi var ki.. sizi tanıyıp da sokakta göz göze gelip kafasını çeviren kadınlar. bunlardan son dönemde bi kaç tane rastladım. daha dün bi tanesi ile aynı böyle bi durum yaşandı. ben bi de el filan salladım hani samimiyetten.. kız kafasını çevirdi. üzülüyorum tabii bu durumdaki insanlara.. hangi psikolojidir bu şekilde davranmaya iten onları biliyorum da yazarsam yine ben suçlu olucam o yüzden sustum.. nancy sinatra çalıyor, let me kiss u.. bi havaalanı yolculuğu geldi aklıma tam bir yıl önce. çok güzeldi.
16.5.07
the man who fell to the earth
dün akşam bu filmi seyrettim: the man who fell to the earth. son zamanlarda seyrettiğim en kült filmlerden biri demek istiyorum. başrol david bowie, yönetmen nicholas roeg. filmi izlemeye başladığım andan itibaren şuna inandım ki; yönetmen david bowie ile tanıştı ve bu filmi çekmeye karar verdi. neden? çünkü david bowie den daha iyi bu dünyaya düşmüş bir adam olamaz. filmde david bowie kendi gezegeninde tükenen su kaynakları için bir şeyler yapmaya çalışan ve bu sebeple dünyamıza düşen bir yabancıyı canlandırmakta. filmin her sahnesi şok edici ve şaşırtıcı. görüntüler, dekor, kostüm her şey müthiş. ama david bowie için ne diyeceğimi bilemiyorum. bir kez daha önünde saygıyla eğilmek istiyorum. kendisi ile aşk yaşamak isterdim. buna karar verdim.. filmi seyrederken bi yerinde "starman" çalsın istedim. gerçi sözleri çok alakalı diil ama istedim işte.. youtube da çeşitli görüntüler var... seyredile.
http://www.youtube.com/watch?v=KmUKq5aKbgU
http://www.youtube.com/watch?v=KmUKq5aKbgU
14.5.07
İSTANBUL PATLADI
son zamanlarda şehirde gerçekleşen etkinlikler karşısında ne yapacağımı şaşırmış durumdayım aynı zamanda orgazmatik bi durum tabii. müthiş şeyler olucak gibi. mesela şöyle ki daha önce yazdığım üzere londra da andreas gursky nin sergisine gitmiştim. müthiş bir sanatçı olduğunu düşündüm ilk görüşte, ki daha öncesinde o kadar tanımazdım kendisini. her sergide olduğu gibi onun sergisini de bir katalog ile terk etmek isterdim. ama 45 gbp olması sebebi ile edinemedim. neyse. geldim ki ne göreyim 30 mayıs ta istanbul modern de andreas gursky var. öyle böyle diil retrospektif hem de. vay dedim. başka bi şi isteseymişim. iyi ki oradan da katalog almamışım burdan daha ucuza kapatabileceğim şimdi bu işi. şimdi esas daha da heyecan verici şeyler var. müzik ilen ilgili. kimler geliyo kimler.. çok kişi geliyo da. ben nelere gidicem. şimdiden blonde redhead, the dears, anthony &johnsons, robert palmer, bir kez daha bryan ferry biletlerim hazır. ayrıca beastie boyes might be, ayrıca yeniden tori amos ve cake, radar live (müthiş müthiş line up.. süpersiniz öpüyorum sizi burdan), paul young, bob geldof, earth wind & fire. bi de the commitments a gitmek istiyorum bu hafta sonu ama şu an gidicek kimse yok. ayrıca bu hafta sonu babylon da tiger lillies var. çok iyi oldukları söyleniyor. daha bi de çerezler var gidilesi mi diye düşünülen. işte böyle. denize mi konsere mi? temmuz da konsere ağustos ta denize.
11.5.07
9.5.07
8.5.07
sevdiğim şeylere nasıl sıkı sıkı sarıldığımı görmek beni de şaşırtıyor.. kendime şaşırıyorum.. sevdim mi tam severim türünden bi durum.. kulağa ne kadar da avam geliyo.. ama böyle, bilenler çok iyi bilir... bazıları da çok kızar bu bağlılık huyuma.. şöyle ki sevdiğim insanlar için herşeyi yapar, sevdiğim eşyaları da kimseye veremem.. insanlardan bahsetmiyim komplikasyon olur alınanlar olur filan... ama eşyalarım mesela i pod um; çok seviyorum seni içinde sevdiğim tüm şarkılarımı ve fotolarımı taşıyosun üstelik çok da güzel gözüküyosun.. jazzy; seni hiç bi lüks arabaya değişmem sen benim biricik jazzy msin.. dolmakalemimi çok seviyorum, eski model cep tel imi, boyundan geçmeli quiksilver montumu, yeni aldığım ve bantı kopan ayakkabılarımla da bi bağ kurucak gibiyim filan.. daha bi sürü bi şi var işte... bi de aylık olarak almadan duramadığım ve bayıldığım dergiler var onlara da yukarıda bahsettiğim türden bir bağlılık içindeyim.. bant, roll, trendsetter, contemporary.. bi de radikal okumadığım zaman huzursuz olduğumu farkettim.. şimdi nerden çıktı bunların hepsi, aslında sadece bu ay ki bant dergisi önümde duruyo, ona bakarken yazıverdim... geçen diil ondan önceki hafta kaan sezyum un testine bayıldım, çok güldüm bi de.
7.5.07
THE AIR IS ON FIRE
paris teki fondation cartier, 3 mart tan bu yana david lynch in şimdiye kadar yapılan en kapsamlı sergisinin ev sahibi. 27 mayıs ta da sergi bitiyor.. bu sergide david lynch e ait bi sürü bü sürü yapıt ("iş"e alternatif kelime) var.. fotoğraf, video, resim, çizim neler neler.. çoğu insan tarafından ben de dahil fimleri ile tanınan üstün insan lynch in zekasını farklı sanat dallarında nasıl sergilediğini çok merak etmekteyim.. bu sebeple bi hafta sonu paris e bile gitme hamlesinde bulunabilirim.. fondation cartier camdan bir kale ki çok güzel bir bina... en son ron mueck i gördüm burda ve müthişti.. zengin diilim bedava uçak bileti alma şansım var sadece.. bi de herkes her istediğini yapmalı..
http://fondation.cartier.com/main.php?lang=4&small=0
http://fondation.cartier.com/main.php?lang=4&small=0
Subscribe to:
Posts (Atom)