parasol'e özel arama kutusu
6.5.09
hıdırellez
izmir deki okul hayatım boyunca 5 mayıs akşamları yatılı kızlar ile birlikte göztepe sahiline çıkar ateşlerin üzerinden atlardık ve akşam dışarı çıkma olayı sadece bu gece cereyan ederdi. yani diğer akşamlar voleybol antremanım biter bitmez okuldan yurda gelir bütün akşam ders çalışıp kötü kötü yemekler yerdim. ben o zamanlar çok da umursamazdım hıdırellez i ama yine de aksiyon olsun diye çıkar dolaşırdım. ama taaaaa o zamanlardan beri özellikle bu günün haftasonuna geldiği zamanlarda annemle hıdırellez ritüeli yapardık. kağıda isteklerimizi çizip hemen kapının önündeki çiçeklikte büyüyen güllerin dallarına bu kağıtları asardık. ertesi gün ise onları alır toprağa gömerdik. ben geçen sene de apartmanın bahçesinde bu ritüeli gerçekleştirdim ama dün akşam unuttuuuuuuum.. yani gece 1 de aklıma geldi. tırstığım için de o saatte dışarı çıkıp gül ağacı bulmaya yeltenmedim. bu akşam bağlasam dileklerim yerine gelir mi hıdır ilyas? yokda yine dileklerimin yerine gelmediği bir yıl mı geçer. sevgili hıdır ilyas cevap ver. kaçma kaçmaaaaaa...
5.5.09
OLABİLİRDİ AMA OLMADIM
şu zamana kadar yaşadıklarımdan anladığım kadarı ile;
- çok iyi bir tenisçi
- çok iyi bir yüzücü
- çok iyi sanatçı (tasarım, el işi, resim, moda)
KIZLARIN MUTASYONU
son yıllarda "single" kızların sayısının "single" erkeklere göre artması mıdır yoksa kızlara bi cesaret gelmesi midir, dişilerin mutasyonu mudur.. nedir bilemiyorum ama etrafta tuhaf tavırlı kızlar dolaşmakta. bir kendine güven, bir hulyalı bakış, bir nazlı ceylan, biraz da depresif mod durumu var. bu durumda -varsa- sevgilinizi kaybetme olasılığı bence çok yüksek. bu cool görünümlü mutant kızlar hoşlarına giden erkekleri ağlarına düşürüp yiyecekler korkarım ki... çok korkuyorum.. oldukça korkuyorum.. epey korkuyorum... esasen bu iş dışarıdan bakan 3.kişi için oldukça komik oluyo... korkuyodum... çok korkuyodum... epeyce korkuyodum...
4.5.09
ADEM İLE HAVVA WERE HERE
URFA MI???
hafta sonu iş sebebi işe gaziantep ve urfa da bulundum. aslında 3 günün sadece yarım gününü iş için toplantı yaparak geri kalan kısmını ise yemek yiyerek ve gezerek geçirdim. özellikle pazar günü urfa bölümü çok ilginçti. yani başka bir dünyaydı demek daha doğru olur. her ne kadar turkiye nin doğusunu fazla gezmemiş olsam da bir çok yere gittim ama burada yaşadığım kültür şokunu hiç bir yerde yaşamadım. sanki başka bir ülke gibi; insanlar, mekanlar, yemekler, taş, toprak her şey farklı. orada uzaylı gibi kaldığımı hissettim. aynı ülkenin vatandaşları bu kadar mı farklılaşır diye düşündüm. artık gündem maddesi olan konuları daha iyi kavrayıp anlayacağım. oraları görmek lazım ki biz nerede-nasıl yaşadığımızı anlayalım. bu arada, fotosunu gördüğünüz balıklar meşhur balıklı gölün balıkları. onlara balık dendiğine bakmayın,
adete eminönü meydanında ki güvercinlerin bir türevi gibiler. insanlar yukarıdan yem atıyor ve bu balıklar işte burada gördüğünüz gibi toplaşıp ağızlarını açıyolar. sanırsınız ki hoplayıp sizi de kapıcaklar. işte bööle ilginç balıklar- yerler- şehirler- insanlarlar- yaşamlar.
30.4.09
BALKONLU EV OLMAZSA OLMAZ
hemen hemen tüm çocukluk ve gençlik hayatım bir tatil köyü havası içinde (aliağa petkim lojmanları) geçtiği için, oradan ayrıldıktan sonra da temiz hava, çiçek- böcek, deniz sevgimi her fırsatta değerlendirmeye çalışıyorum. yani öyle aman şehir dışına gideyim orada yaşayayım gibi ideallerim yok, şehiri çok seviyorum ama doğayı da seviyorum. zaten çok fazla beton ve hava kirliliği ve diğer çeşitli kirlilikler içinde yaşarken, doğaya kucak açma arzumu balkonumda tatmin etmeye çalışıyorum. balkonsuz bir hayat düşünmek istemiyorum. çok şanslıyım ki istanbul koşullarına göre oldukça geniş ve yeşilliğe, kocaman ağaçlara bakan bir balkonum var. bir de çiçeklerimi, süslerimi minderlerimi çıkardım mıydı balkonum çok güzel bir mekan haline geliyor. ondan sonra artık kahvaltılar akşam yemekleri balkonda yeniyor. yazın en zevkli kısmı da bu oluyor. bence belediyeler kampanya başlatmalı ve her eve saksı ve sardunya vermeli ve tüm evler balkonlarına ya da pencere kenarlarına renkli saksılarda sardunya koymalı. bakın o zaman çirkin betonlar nasıl renklenip güzelleşir. eyyyy belediye sesime kulak ver, lale yerine sardunya ya geel ... (bu lale işine ne paralar harcanıyor acaba, sopa gibi dikiyorlar iki güne harap oluyor lalecikler)
29.4.09
CERRRRRRRRRRAAAAH
evet bildiğiniz gibi dün ülkemizde- her gün olduğu gibi- rezil 2 olay yaşandı;
1- bostancı daki terörist operasyonu
2- cellllllaaallllleeetttttin cerrraahh efendinin iç sesinin dışa vurumunun iğrençliği
yani gerçekten bu olanlara karşı hissettiğim nefret ve mide bulantısını durduramıyorum.
1- hepimizin yaşadığı mahallelerden birinde, istanbul un göbeğinde bir evde bir çatışma çıkıyor, ve polis evin etrafını boşaltma ihtiyacı duymuyor, hatta evin önünden belediye otobüsü filan geçiyor. bu nedir? yaşadığımız ülkede insanlığımıza ve hayatımıza nasıl da değer verilmediği ve bunu yapanların ne kadar cahil olduğudur. bu aynen şöyle bir şey, biz nasıl trafikte karşıdan karşıya geçerken arabalar üstümüze üstümüze sürüyor, nasıl vapur iskeleye yanaşmadan yolcular kıyıya atlıyabiliyor, minibüslerin içinde nasıl 25 kişi ayakta gidiyor, kaldırımlara nasıl arabalar park ediyor, metrobüsü yapmasını bilip de yaşlılar ve sakatları düşünmeksizin sıra sıra üst geçitler dikiliyor, işte bu zihniyet. maalesef bu zihniyet ülkeyi mahvediyor, yaşamlarımıza kastediyor ve sonunda 1 masum genç insan ve bir de polis hayatlarına veda ediyor. insana hiç mi hiç değer verilmiyor.
2- bu cellllaaallllleeettttttiiiiinnnnnn cerrrraaahhhh- ki ismi dahi korku verici- ne demiş biliyorsunuzdur. kafası bedeninden kesilerek ayrılan münevver in katilinin 2 ay sonra dahi bulunamaması rezaleti üzerine: " aileler kızlarına sahip çıksın" demiş. bak bak.. zihniyete bak. hani derler ya çocuklar adına benzermiş, işte somut örneği. yani bu ne demek oluyor. kızlarınız öyle sokaklarda erkeklerle gezerse işte başına gelecek budur demek. bence açık açık burada hak edilmiş bir cezadan bahsediliyor ve ne cüretle bahsediliyor.... kardeşim sen kimsin de ailelerin kızlarnı nasıl yetiştireceğine karışıyorsun. zaten her halinden bellli ki insanları ilgilendiren konulara uzaksın, e o zaman sen nerden bilicen kim nasıl yaşamalı. bu ne insanlık dışı bir söylemdir. vay canına. demek ki kız başımıza bir yerde başımıza bir şey gelse polisler bize ne gözle bakacak ve zaten bakıyor da...
ben kendisini her iki olaydan dolayı derhal istifaya davet ediyor ve kendini türk cerrahlarının eline bırakarak evrimleşmesine imkan tanımasını diliyorum.
celallendim vallahi billahi... ne şiddet ne celal .cerrrrrah. c.c.
1- bostancı daki terörist operasyonu
2- cellllllaaallllleeetttttin cerrraahh efendinin iç sesinin dışa vurumunun iğrençliği
yani gerçekten bu olanlara karşı hissettiğim nefret ve mide bulantısını durduramıyorum.
1- hepimizin yaşadığı mahallelerden birinde, istanbul un göbeğinde bir evde bir çatışma çıkıyor, ve polis evin etrafını boşaltma ihtiyacı duymuyor, hatta evin önünden belediye otobüsü filan geçiyor. bu nedir? yaşadığımız ülkede insanlığımıza ve hayatımıza nasıl da değer verilmediği ve bunu yapanların ne kadar cahil olduğudur. bu aynen şöyle bir şey, biz nasıl trafikte karşıdan karşıya geçerken arabalar üstümüze üstümüze sürüyor, nasıl vapur iskeleye yanaşmadan yolcular kıyıya atlıyabiliyor, minibüslerin içinde nasıl 25 kişi ayakta gidiyor, kaldırımlara nasıl arabalar park ediyor, metrobüsü yapmasını bilip de yaşlılar ve sakatları düşünmeksizin sıra sıra üst geçitler dikiliyor, işte bu zihniyet. maalesef bu zihniyet ülkeyi mahvediyor, yaşamlarımıza kastediyor ve sonunda 1 masum genç insan ve bir de polis hayatlarına veda ediyor. insana hiç mi hiç değer verilmiyor.
2- bu cellllaaallllleeettttttiiiiinnnnnn cerrrraaahhhh- ki ismi dahi korku verici- ne demiş biliyorsunuzdur. kafası bedeninden kesilerek ayrılan münevver in katilinin 2 ay sonra dahi bulunamaması rezaleti üzerine: " aileler kızlarına sahip çıksın" demiş. bak bak.. zihniyete bak. hani derler ya çocuklar adına benzermiş, işte somut örneği. yani bu ne demek oluyor. kızlarınız öyle sokaklarda erkeklerle gezerse işte başına gelecek budur demek. bence açık açık burada hak edilmiş bir cezadan bahsediliyor ve ne cüretle bahsediliyor.... kardeşim sen kimsin de ailelerin kızlarnı nasıl yetiştireceğine karışıyorsun. zaten her halinden bellli ki insanları ilgilendiren konulara uzaksın, e o zaman sen nerden bilicen kim nasıl yaşamalı. bu ne insanlık dışı bir söylemdir. vay canına. demek ki kız başımıza bir yerde başımıza bir şey gelse polisler bize ne gözle bakacak ve zaten bakıyor da...
ben kendisini her iki olaydan dolayı derhal istifaya davet ediyor ve kendini türk cerrahlarının eline bırakarak evrimleşmesine imkan tanımasını diliyorum.
celallendim vallahi billahi... ne şiddet ne celal .cerrrrrah. c.c.
28.4.09
İKİZLER BURCU OLMANIN DAYANILMAZ DENGESİZLİĞİ
ikizler burcu olmak başa çıkması zor bir durum. ne gününüz gününüze ne de saatiniz saatinize uymuyor. dün depresyondan intiharın eşiğine gelebilecekken bugün dünyanın en mutlu insanı oluyorsunuz. ve iki gün arasında bu kadar değişimi tetikliyecek hiç bir şey olmazken. sabah aynı sabah, araba aynı araba, yol aynı yol, ofis aynı ofis, insanlar aynı insanlar. demek ki nedir? havanız nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsunmuş. genelde bu burç geyiklerinde ikizler burcu sevgilisi olanların pek sıkılmayacaklarını çünkü an be an aynı vücut içinde farklı insanlar ile birlikteymiş gibi bir hisse kapılmalarının kaçınılmaz olduğu yazar. (böyle yazınca da biraz psikopat bir karakter gibi gözüküyo ama öyle anlamayın çok şeker insanlarız biz). açıkçası ben bence tam tamına ikizler burcunu 12 den vurmuşum ve bundan çokk mutlu olmuşum. lakin etrafımdakilere sorarsanız onlar maduriyetlerini mahkeme kapılarında "manevi tazminat" talep edeerek gidereceklerini söylüyor. pehh.. neyse bu kadar saçmalık kadı kızında da olur. ayy saçmalamayı durduramıyorum. işte bugün yani şu saat benim ikizimin saati. hayırlısı olsun. muckkkkckckckkckckc....
not: derler ki ikizlerin erkekleri en kötü burçtur- kötü karakter anlamında hahahah- hele hele kendini yengeç zanneden ikizlerden 10 adım ötede durun emi.
not: derler ki ikizlerin erkekleri en kötü burçtur- kötü karakter anlamında hahahah- hele hele kendini yengeç zanneden ikizlerden 10 adım ötede durun emi.
5-6 AĞUSTOS DA AÇIKHAVADAYIM
gönderdim pozitif mesajı evrene, kavuştum leonard cohen e....
ayyy valla inanması güç ama bugün gazetede okuduğuma göre leonard cohen 5-6 ağustos günlerinde açıkhavada konser verecekmiş. hani böyle durumlarda "keşke başka bi şi isteseydim" denir ya, ben demiyorum isteğimden ve geçekleşecek olmasında son derece memnunuuumm.. bakın siz şahitsiniz, gerçekten istedim- taa içimden istedim. lallalalala liil ililii li..
dance me to the end of love
dance me to the end of love
27.4.09
JOHHNY CASH

arka arkaya iki adet -eskilerden müzik- yazısı yazmak sıkıcı oldu galiba ama size bir de Johhny Cash den bahsetmek siterim. durum şu; hani teneke kutuların içine bir takım toplama albümler koyarak satıyorlar ya, işte geçen gün hiç sevmediğim ama çeşitli sebepler ile sıklıkla girdiğim D&R mağazalarının birinden Johnny Cash in bu şekil bir toplamasını aldım. içinde 3 cd var ve sadece 26 tl, bir tanesi Johnny nin Folsom hapishanesinde verdiği konserin canlı kaydı. nedense bu durum beni etkiliyor yani şu hapishane konserleri. Johnny Cash yaşamı boyunca hapishanelere karşı özel ilgi duymuş ve bir çok hapishanede de konser vermiş hatta kendisi de bir gece başkasına ait bir mülkün bahçesinden çiçek koparttığı için tutuklanmış. bir de Johnny Cash in June Carter a olan dilllere destan aşkı var. hatta Johhny Cash hayata karısının ölümünden 4 ay sonra 2003 yılında veda etmiş. bu veda ile ilgili de en belirgin anım 2003 yılında parkorman da johnny cash in öldüğü gün placebo nun verdiği konserde onların bu vedayı anons etmesi ve onun anısına bir şarkı söylemesidir. tüm bunların yanında johnny cash müthiş bir adamdır hatta amerikalılar onun başkan olmasını istemişlerdir. bende çok görmüş geçirmiş, hep hüzünlü, hep bir şeylere özlem duyan, çok içten ve erdemli bir insanmış izlenimi uyandırır ve hangi şarkıyı söylerse söylesin hakkını verir. velhasıl ben daha "walk the line" filmini izlememiş bir johhny cash hayranıyım. bana da ayıp vallahi billahi.
25.4.09
17.7.08 LONDRA O2 ARENA- LEONARD COHEN
"the last time I was on stage in london, I was just a 60 year old kid with a crazy dream"

hislerim henuz çok tazeyken buraya yazıyorum. leonard cohen in geçtiğimiz yaz londra da verdiği konserin dvd ve cd si turkiye de raflardaki yerini aldı ve ben de cd mi dvd mi derken bir dvd edindim. artık özelliğini tamamen yitirmiş cumartesi akşamlarımın bir tanesinde- yani şu an- 3 saat boyunca süren bu konseri seyrettim, daha doğrusu tv nin karşısında hipnotize oldum. Leonard Cohen 74 yaşında 3 saatlik bir performans göstermiş. her anı tüyler ürepertici... her şarkı sonrası ayakta alkışlanması gereken.... her şarkı sonrası göz yaşı engellenemeyen.
ilk duyduğum andan beri Leonard Cohen i çok çok beğendim. daha doğrusu benim onu beğenmemin haddime düşmeyeceğini düşündüğümden kendisine hayran oldum ama bu konsere kadar aslında hiç bir şey anlamamışım. fötr şapkası ile dimdik, hayatı çok iyi anlamış, duyarlı, alçak gönüllü, gerçek bir müzisyen, erdemli insan ve ozan Leonard Cohen. konser başlangıcından sonuna kadar seyircilere geldikleri için 1000 kez "thank you friends" diyen her firsatta grup üyelerini tekrar tekrar tanıtan mütavazi insan. her bis e tereddüt etmeden koşarak geldi. kadife sesli vokalistleri, müthiş yetenekli telli çalgılar ustası Javier Mas, "instrument that has the sound of the wind" i çalan Dino Soldo, tuşlu çalgılarda Neil larson ve diğerleri ile gerçekten sihirini ve büyüsünü enjekte edip gitti. bu konserin onun vedası olduğu söyleniyor. ben de orada olmalıydım diye çok düşündüm. çok pişman oldum. asla Leonard Cohen ile ilgili kötü haber duymak istemem bundan sonra. eğer bu dediklerim ile ilgileniyor iseniz ve para harcamak problem olmayacaksa bu dvd yi edinin, eğer bunu yapamıyorsanız aşağıda Leonard Cohen in konserde okuduğu şiirinin sözleri var. bunu okumak için zaman ayırın. pişman olmayacaksınız. leonard cohen e hayranlığım ve sevgilerimle...
Recitation with N.L.- LEONARD COHEN
You came to me this morning and you handled me like meat. You’d have to be a man to know how good that feels, how sweet. My mirrored twin, my next of kin, I’d know you in my sleep and who but you would take me in,
a thousand kisses deep.
I loved you when you opened like a lily to the heat, see I’m just another snowman standing in the rain and sleet, who loved you with his frozen love and his second hand physique, with he is and all he was,
A thousand kisses deep.
I know you had to lie to me, I know you had to cheat, to pose all hot and high behind the veils of shear deceit, a perfect born aristocrat so elegant and cheap, I’m old but I’m still into that,
A thousand kisses deep
I’m good at love, I’m good at hate, its in between I freeze. Been working out, but its too late, it’s been to late for years. But you look good, you really do, they love you on the street. If I could move I’d kneel for you,
a thousand kisses deep.
The autumn moved across your skin, got something in my eye, a light that doesn’t need to live, and doesn’t need to die. A riddle in the book of love, obscure and obsolete, to witness tear and time and blood,
A thousand kisses deep.
I’m still working with the wine, still dancing cheek to cheek, the band is playing Auld Laing Sine, but the heart will not retreat. I ran with Dez and I sang with Ray, I never had their sweep, but once or twice they let me play
A thousand kisses deep.
I loved you when you opened like a lily to heat, just another snowman standing in the sleet, who loved you with his frozen love, his second hand physique, with all he is, and all he was,
A thousand kisses deep
But you don’t need to hear me now, and every word I speak, it counts against me anyhow,
A thousand kisses deep.
a thousand kisses deep.
I loved you when you opened like a lily to the heat, see I’m just another snowman standing in the rain and sleet, who loved you with his frozen love and his second hand physique, with he is and all he was,
A thousand kisses deep.
I know you had to lie to me, I know you had to cheat, to pose all hot and high behind the veils of shear deceit, a perfect born aristocrat so elegant and cheap, I’m old but I’m still into that,
A thousand kisses deep
I’m good at love, I’m good at hate, its in between I freeze. Been working out, but its too late, it’s been to late for years. But you look good, you really do, they love you on the street. If I could move I’d kneel for you,
a thousand kisses deep.
The autumn moved across your skin, got something in my eye, a light that doesn’t need to live, and doesn’t need to die. A riddle in the book of love, obscure and obsolete, to witness tear and time and blood,
A thousand kisses deep.
I’m still working with the wine, still dancing cheek to cheek, the band is playing Auld Laing Sine, but the heart will not retreat. I ran with Dez and I sang with Ray, I never had their sweep, but once or twice they let me play
A thousand kisses deep.
I loved you when you opened like a lily to heat, just another snowman standing in the sleet, who loved you with his frozen love, his second hand physique, with all he is, and all he was,
A thousand kisses deep
But you don’t need to hear me now, and every word I speak, it counts against me anyhow,
A thousand kisses deep.
24.4.09
YOGA NIN EN GUZEL YANI
bir süredir Kızıltoprak da bir yoga merkezine gidiyorum ve gayet memnunum. öncelikle merkezin başındaki kişi çok olumlu ve insanlara para olarak bakmayan birisi. ayrıca sırf ben erken ders yapmak istiyorum diye 18.00 a ders koydular. tabii ki umutları başka insanların da bu saatte gelmesi idi ancak şu ana kadar benden başka bu saati tercih eden çıkmadı. böylece dersler bana özel oldu. :) öyle yoga diyip geçmeyin, gerçekten çok efor sarfetmek gerekiyor. benim en sevdiğim tarafı 1.5 saatlik ders sonunda rahatlama bölümünün olması. şöööyle yatıyosun yeree oohhh.. gözüne de bi lavanta torbası. sonra birisi sana bazı absurd hikayeler anlatıyor. mesela "gözleriniz kapatın, şimdi göz bebekleriniz içinde küçük kuşların kanat çırptığını hayal edin" ya da "saçlarınızın arasından hafif bahar meltemleri esiyor ve tüm kötü düşünceleri alıp gidiyor" ya da "kalçanızı sıkın ve bırakın, şimdi de ellerinizi sıkın ve bırakın, tüm hücrelerinizin yeniden doğduğunu hissedin".... vaaay vaaaaay vaaaaaaaaaaaay demek istiyorum.
ÖRGÜ GRAFİTTİ



kardif de bir grup kız "keep cardiff cosy" adı altında gerilla örgü eylemlerine girişmiş. neden örüp örüp ağaçları ve çeşitli direkleri kapladıkları sorulduğunda da, klişelere karşı -yani burada sprey boya ile yapılan grafitti kasdediliyor- bir başkaldırı olduğunu ve örgü örmenin ayırca kendilerini çok çok rahatlattığını söylemişler. ilginç. yorumsuz. daha fazlası için tık tık.
22.4.09
ROUGH TRADE
eveeeeet sonunda 23 nisan tatili de geldi çattı ve ben aylar öncesinden almış olduğum cuma günü için izin kağıdım ve geçen hafta edinmiş olduğum ingiltere vizem ile burada oturuyorum. diğer bir deyişle londra planları suya düştü. başka bir plan ortaya çıktığı için değil benim maddi durumum feci sarsılmış olduğu için.
21.4.09
20.4.09
twitter mwitter
galiba ben çok safım. bu twitter ın güzelliğini -ki varsa eğer- ben keşfedemedim. yani kardeşim ne oluyo naaptığını yazıyosan. duruyorum burda bi şi yapmıyorum size ne. sonra gidip herkesi "follow" etsem onlarda beni "follow" etse sonu nereye varıcak bunun. bence facebook tan bile daha sıkıcı. hem nooldu ayıla bayıla facebook a yazıldık, arkadaşlarımızı bulduk, kim napıyo ona baktık da nooldu. şimdilerde arasıra giriyorum ve ne görüyorum? herkes bir video olayı tutturmuş gidiyo. başka da hiç bi şi yok. haa tek iyi şey nerede ne oluyo, etkinlik haberlerini ve davetiyelerini almak. bi de ben insanlara grafitti çizmekten hoşlanıyorum hakkını yemiyeyim şimdi. neyse işte twittter bundan da sıkıcı. çok geyik gibi geldi bana ama dediğim gibi ben çok saf olabilirim, ehemmniyetini kavramamış olabilirim, networking i sevsem şu an zaten başka bir yerde olabilir (d) im....
DEĞİŞİM İYİDİR - EVOLUTION IS CONVENIENT



flickr da bulduğum bir projeden bazı alıntılar yapıyorum. projenin adı değişim iyidir gibi bir şey. benim anladığım düşünceleri görselleştirmek. oldukça ilginç fotoğraflar çıkmış ortaya. değişim iyidir gerçekten ama aman yanlış şeyleri değiştirmeyin. ben de buna benzer bir proje yapsam ne guzel olur dedim kendi kendime. daha fazlası için tık tık.fotoğrafların ismi sırasıyla 1- çünkü bayanlar etraftayken buna ihtiyacı var. 2- her zaman doluma ihtiyaç vardır. 3- yüzünüzden şekil yapmak 4- ping pong çalışması
Subscribe to:
Posts (Atom)

