benim için önemli şeyler gerçekten önemli, onların dışındakiler ise hiç hiç önemli değildir. yani gri diye bir şey yok. işte bu çooooooook önemli şeylerden biri de müzik. sabah kalktığımda, arabaya bindiğimde, işe geldiğimde, işten çıktığımda, eve gittiğimde, yatmadan önce benimle birlikte olan tek şey müzik. diğer şeyler her bir duruma göre yanımda olur, ama müzik her durumda benimledir. bu sebeple de benim bir gece mekanına gitmem için iyi müzik çalması tek şarttır. bunun da tek adresi kadıköydedir. şimdi oturmuş burada ki "cubicle" yani bana göre "hücre" mde çalışırken radyom dibimde "eksen" dinliyorum.. eğer bu eğlencem olmasa ofiste naparım die düşünüyorum. bu vesile ile müziğe teşekkür etmek isterim. işte müzik gelişimimi gösteren 415135 çarpanlı bir tablo..
1- lojmanın uydu anteni sayesinde küçük yaşlarda tv5 (alman bir müzik kanalı)
2- müzik zevki gelişmiş çeşitli erkek arkadaşlar
3- trt 3 (yavuz aydar+ şebnem savaşçı+izzet öz)
4- mtv
5- KENT FM- en önemli mihenk taşıdır. kapandığı zaman sudan çıkmış balıktım
günümüzde radyo eksen dinlemekteyim, teenage rock halleri hariç.
Müzik için kullandığım araçlar tablosu ise tarih sırası ile;
1- annemlerin küçük pikabı
2- radyo
3- annemle babamın kıbrıs gümrüğünden rezil bir şekilde çıkardığı teyp
4- walkman
5- vestel mini set
6- sony mini set
7- cd man
8- i pod - çeşitli versiyonlar ama şu an i pod touch ki ona bayılıyorum ...
şimdi bu temiz blog sayfasında müzik geçmişime katkıda bulunan, beni bu günlere getiren tüm kişilere, müzik adamlarına, fm bantlarına, müzik setini üreten mühendislere, i pod u çıkaran dahi ziyniyete bir teşekkürü borç bilirim.
parasol'e özel arama kutusu
5.3.09
4.3.09
BİR İŞ GÜNÜNDE NE YAPMAK İSTERİM
herkesin çalıştığı bir iş gününde çalışmamak, hafta sonu tatilinden çok başka bir şey... sanmayın ki şu an böyle bir lüks yaşıyorum. sadece hayal kuruyorum. eğer böyle bir günde olsaydım neler yapardım;
1- sabah 8 30 gibi kalkar parkta 1 saatlik bir yürüyüşe çıkardım
2- eve gelip duş aldıktan sonra radikali önüme koyar sahanda yumurta, demli çay, simit, peynir, zeytin ve domates eşliğinde okurdum
3- kahvaltı sonrası ne giyeceğime karar vermekte biraz zorlanır ancak uygun bir karar verip de giyindikten sonra kendimi dışarı atardım. saat de 11 civarında olurdu.
4- sonra jazzy i alıp arabalı vapur ile eminönüne geçerdim, tramvay a binip kapalıçarşıya giderdim
5- kapalıçarşı bu aralar en çok gitmek istediğim yer, kumaşçılara bakar, deri montlara bakar, eskicilere göz gezdirir, keçecilere girer, kahvecide kahve içer sonra da tahtakaleden kendimi aşağı salardım
6- sonra da oradan istiklale giderdim.. tünelden galatasaraya kadar yürür; adidas, robinson, mısır apt, yapı kredi, mektup kırtasiye, saint antuan ritüelimi yapardım. iki mum dikerdim.
7- saat de akşam üstü olurdu. 7 de bir filme girerdim... çokk guzel bir film olurdu.. sonra çıkar evime gelir.. meyillerime bakar, biraz tv seyreder sonra da süper bir gün geçirmenin veridiği güzellikle uyurdum..
oohhh.. harika oldu.. peki şimdi napıyorum... iş saatinde bu postu yazarak işten kaytarıyorum. bunu yazdıktan sonra da biraz başka yerlerde de surf edicem... sonra da çalışmaya başlıycam. ve taaaa ki 5 olana kadar bu bööyle devam edecek....
1- sabah 8 30 gibi kalkar parkta 1 saatlik bir yürüyüşe çıkardım
2- eve gelip duş aldıktan sonra radikali önüme koyar sahanda yumurta, demli çay, simit, peynir, zeytin ve domates eşliğinde okurdum
3- kahvaltı sonrası ne giyeceğime karar vermekte biraz zorlanır ancak uygun bir karar verip de giyindikten sonra kendimi dışarı atardım. saat de 11 civarında olurdu.
4- sonra jazzy i alıp arabalı vapur ile eminönüne geçerdim, tramvay a binip kapalıçarşıya giderdim
5- kapalıçarşı bu aralar en çok gitmek istediğim yer, kumaşçılara bakar, deri montlara bakar, eskicilere göz gezdirir, keçecilere girer, kahvecide kahve içer sonra da tahtakaleden kendimi aşağı salardım
6- sonra da oradan istiklale giderdim.. tünelden galatasaraya kadar yürür; adidas, robinson, mısır apt, yapı kredi, mektup kırtasiye, saint antuan ritüelimi yapardım. iki mum dikerdim.
7- saat de akşam üstü olurdu. 7 de bir filme girerdim... çokk guzel bir film olurdu.. sonra çıkar evime gelir.. meyillerime bakar, biraz tv seyreder sonra da süper bir gün geçirmenin veridiği güzellikle uyurdum..
oohhh.. harika oldu.. peki şimdi napıyorum... iş saatinde bu postu yazarak işten kaytarıyorum. bunu yazdıktan sonra da biraz başka yerlerde de surf edicem... sonra da çalışmaya başlıycam. ve taaaa ki 5 olana kadar bu bööyle devam edecek....
3.3.09
METROBÜSSSSSSSSSSSSSS
eveeeeeeeeeeet.. işte tüm hummalı çalışmaların sonu geldi.. tünelin ucunda ışık göründü.. bugün, muhtemelen, ülkenin "büyükleri" söğütlü çeşme- zincirlikuyu metrobüss hattının açılışını yapacaklar. bir mimar badem bıyık ile bir kasımpaşalı badem bıyık kolkola girip halay çekecekler. ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.. yani benim hergün gidip geldiğim yol... gerçekten merak ediyorum ne faydası olacak bu girişimin. bakalım metrobüsss yolunu yapmak için neler feda edildi -edilecek;
1- ağaçlar- yeşiller
2- bizim kaynaklarımız- cebimizdeki paramız
3- yapım süresi boyunca yaşadığımız trafik işkencesi- zamanımız
4- yolun daralması sebebi ile daha çok daha çok trafik
5- 4 şeritli otoban yollarının arasında tek başına duran duraklarda tenha zamanlarda yaşanacak tecavüz, taciz, kaçırma, bıçaklama, öldürme vb bir sürü olay
neler kazanılacak;
1- dolmuşa binip karşıya gidip gelenlerden zincirlikuyu- maslak, kadıköy- bostancı güzergahlarına gidenler çok kısa sürede istedikleri yere gidecekler- bunlar kaç kişidir bilinmez
2- hayatlarında yeni bir şey denemek adına "hadi hanım bi metrobüse binip zincirlikuyuya gidelim, bakalım nasıl bir aletmiş bu metrobüsss" diyecek emekliler
3- eğer izin veriliyor ise ambulanslar için süper olacak- bu da tabii kaç kişi taşındığı ile alakalı
ben hiç sanmıyorum ki, arabasına binip işine gidenler metrobüsü kullansın, bu kadar kaynak sadece halihazırda toplu taşımayı tercih eden insanlar için harcanmış olacak. yani kişiye faydalı, topluluğa faydasız hatta zararlı dahi olacak. işte hizmet zihniyeti bu.. tekrar seçilsin ki mesela bağdat caddesinin ortasından tramvay, taksimden uçak geçsin.. süper zekalar parlasın, gözümüze gözümüze ışıldasın..
1- ağaçlar- yeşiller
2- bizim kaynaklarımız- cebimizdeki paramız
3- yapım süresi boyunca yaşadığımız trafik işkencesi- zamanımız
4- yolun daralması sebebi ile daha çok daha çok trafik
5- 4 şeritli otoban yollarının arasında tek başına duran duraklarda tenha zamanlarda yaşanacak tecavüz, taciz, kaçırma, bıçaklama, öldürme vb bir sürü olay
neler kazanılacak;
1- dolmuşa binip karşıya gidip gelenlerden zincirlikuyu- maslak, kadıköy- bostancı güzergahlarına gidenler çok kısa sürede istedikleri yere gidecekler- bunlar kaç kişidir bilinmez
2- hayatlarında yeni bir şey denemek adına "hadi hanım bi metrobüse binip zincirlikuyuya gidelim, bakalım nasıl bir aletmiş bu metrobüsss" diyecek emekliler
3- eğer izin veriliyor ise ambulanslar için süper olacak- bu da tabii kaç kişi taşındığı ile alakalı
ben hiç sanmıyorum ki, arabasına binip işine gidenler metrobüsü kullansın, bu kadar kaynak sadece halihazırda toplu taşımayı tercih eden insanlar için harcanmış olacak. yani kişiye faydalı, topluluğa faydasız hatta zararlı dahi olacak. işte hizmet zihniyeti bu.. tekrar seçilsin ki mesela bağdat caddesinin ortasından tramvay, taksimden uçak geçsin.. süper zekalar parlasın, gözümüze gözümüze ışıldasın..
2.3.09
pazar ertesi
işte bir pazartesi daha... işte ofis... acaba hayatımın bir döneminde isteyerek ve severek yaptığım bir işim olucak mı? ya da pazartesinin pazar dan başlayan travması olmadan geçireceğim günler gelecek mi? pazar sendromum 11 yaşıma kadar gidiyor.. yatılı okula gitmek ile başladı herşey.. sonra ardı arkası kesilmedi... işini seven ve bu sebeple travmaları olmayan kişilere selam ederim.. ayda bir klisesine gidip dilek diliycem, dileklerimin biri de sevdiğim işi yapmak olucak...
27.2.09
ne olucak bu badem bıyıklıların hali- uçak kazası
Evet, bir THY uçağı 2 gün önce düştü... ben de bu olaydan sonra aslında bir yazı yazdım buraya ama yazı biraz alaycı gibi idi, çünkü bizim süper zeki yetkililer kimsenin ölmediğini duyurmuştu.. peki sonra ne oldu? 9 kişinin öldüğü açıklandı.. bu ülkede neden hiç bir şey doğru gitmez? neden biliyor musunuz? badem bıyıklılar yüzünden.. ulaştırma bakanına bir bakın... bu adam neyi nereden nereye ulaştırabilir? kazanın olduğu gün şöyle bir cümle sarfetmiş;"daha fazla ölü olmasını mı istiyosunuz?" allahım delirmemek içten değil, sanki "ölü" kelimesini telaffuz ettikçe ölenlerin sayısı artıyor... böyle bir şeyi kim ister bre bıyık.. sonra thy genel müdürünü bir basın toplantısında gördüm.. tipik imam gibi bir şey.. kem küm gak guk, o ince sesi ile bir şeyler söylüyor.. hac terliklerini giymemiş bu sefer ama ben onu öyle hayal ediyorum.. daha da antipati yapıyorum.. sonra bakıyorum Hollanda tarafına, adamlar insanların mahremiyeti diyor başka bir şey demiyor. pilotların ölmüş olduğu kesin olmasına rağmen onların ismini dahi açıklamadılar. önce ailelerine söyliyeceğiz onlar isterse açıklayacağız dediler. Hollanda dediğimiz yer bizim hangi şehrimiz kadar büyük? (hep böyle derler ya..) bana Konya gibi geliyor ama bu bir sezgi tabii.. işte insanlık böyle bir şey.. biz de olmayan bir şey.. deliriyorum bu ülkede olanlara.. bu arada pilotların hayatını kaybetmesine çok çok üzüldüm.. senelerin emeği ve tecrübesi bir çırpıda bitiverdi... onlar ve biz bu badem bıyıkları hak etmiyoruz.
26.2.09
güneş neredesin?
her gün yağmur, her gün soğuk.. en son ne zaman bulutsuz ve mavi bir gökyüzüne uyanmıştık?? londra yı aratmıyor istanbul da hava durumu. gerçi çok şanslıyım ki ben hemen hemen hiç bir londra seyahatinde yağmura yakalanmadım... sanki daha önce hiç böyle bir kış yaşamadım gibi geliyo.. sanki eskiden arasıra güneş açardı gibi geliyor. ama bu her mevsimde oluyor.. yaz geldiğinde de sanki hiç daha önce o kadar sıcak olmamış gibi.. insan her şeyi unutuyor ve her mevsime yeniden mi başlıyor.. trouble everyday.
b e k l i y o r u m y a z g e l s i n .
b e k l i y o r u m y a z g e l s i n .
24.2.09
OSCARLAR VERİLDİ
bildiğiniz gibi pazar gecesini pazartesiye bağlayan gece oscarlar verildi... öncelikle bir kaç sorum var;
1- neden pazar da cmts değil, sanat camiasının paarı cmts si fark etmez mi? e peki bizim gib çalışanlara ne olsun. hep tekrarını ertesi gün seyretmek zorunda kalıyoruz, e tabii o zaman da sürprizli olmuyo
2- "red carpet" sunucuları bu kadar geyik olmak zorunda mı
3- neden kadınların kıyafeti önemli de erkeklerin ki diil.. örneğin mickey rourke efendi tarz yapmış gelmiş, (ben onu nası beğenmişim ya vakti zamanında)
4- neden hep aday filmler senenin son filmleri oluyo, 2008 in başından bi film göremiyoruz, hep sene sonu.. bence oscarlar 6 aylık verilsin, sene başında filmi çıkanlar yanmasın
sorular aklımı kurcalar.. şimdi de törenden bi kaç "high light" peh;
1-bekledim bekledim, tüm ışık, ses, kısa film, belgesel (kusura bakmasınlar onlarda emek harcamış tabii) ödülünü seyrettim de en önemli dediğim en iyi kadın-erkek-film ödülünü seyredemedim, uyuyuvermişim
2-hugh jackman ne de şekersin, 10 parmağında 10 marifet
3-Beyoınce sen her yerdesin, tombul bacaklı güzel
4- jeniffer Aniston, ödül verirken Brad Pıt ve Angelina Jolie yi tam karşısında pişmiş kelle gibi sırıtırken seyrettikçe, ayakkabısını firlatıp rezalet çıkarası geldi mi (benim dahi geldi)
5- Heath Ledger, yapmasaydın da aileni bu hale sokmasaydın
6- meryl streep bu ne hoşluk
7- Tilda Swinton David Bowie uzaydan düşen adam ise sen de onun küçük kız kardeşisin
8- pembe ve tonlarında kıyafet giyenleri kınıyorum
9- ben daha slumdog millionaire i seyredemedim, merak içerisindeyim
10- İNGİLİZLER SİLDİİİİİİ SÜPÜRDÜÜÜÜÜÜÜÜÜ
işte bööle..hoş..... guzel... renk kat dünyamıza ey oscar töreni.. seneye gel yine bekleriz..
1- neden pazar da cmts değil, sanat camiasının paarı cmts si fark etmez mi? e peki bizim gib çalışanlara ne olsun. hep tekrarını ertesi gün seyretmek zorunda kalıyoruz, e tabii o zaman da sürprizli olmuyo
2- "red carpet" sunucuları bu kadar geyik olmak zorunda mı
3- neden kadınların kıyafeti önemli de erkeklerin ki diil.. örneğin mickey rourke efendi tarz yapmış gelmiş, (ben onu nası beğenmişim ya vakti zamanında)
4- neden hep aday filmler senenin son filmleri oluyo, 2008 in başından bi film göremiyoruz, hep sene sonu.. bence oscarlar 6 aylık verilsin, sene başında filmi çıkanlar yanmasın
sorular aklımı kurcalar.. şimdi de törenden bi kaç "high light" peh;
1-bekledim bekledim, tüm ışık, ses, kısa film, belgesel (kusura bakmasınlar onlarda emek harcamış tabii) ödülünü seyrettim de en önemli dediğim en iyi kadın-erkek-film ödülünü seyredemedim, uyuyuvermişim
2-hugh jackman ne de şekersin, 10 parmağında 10 marifet
3-Beyoınce sen her yerdesin, tombul bacaklı güzel
4- jeniffer Aniston, ödül verirken Brad Pıt ve Angelina Jolie yi tam karşısında pişmiş kelle gibi sırıtırken seyrettikçe, ayakkabısını firlatıp rezalet çıkarası geldi mi (benim dahi geldi)
5- Heath Ledger, yapmasaydın da aileni bu hale sokmasaydın
6- meryl streep bu ne hoşluk
7- Tilda Swinton David Bowie uzaydan düşen adam ise sen de onun küçük kız kardeşisin
8- pembe ve tonlarında kıyafet giyenleri kınıyorum
9- ben daha slumdog millionaire i seyredemedim, merak içerisindeyim
10- İNGİLİZLER SİLDİİİİİİ SÜPÜRDÜÜÜÜÜÜÜÜÜ
işte bööle..hoş..... guzel... renk kat dünyamıza ey oscar töreni.. seneye gel yine bekleriz..
23.2.09
BANT DERGİ

bir çok şeye olduğu gibi, ben de dergi hastalığı da var... aylık dergilerden takip ettiğim o kadar çok var ki.. bant da bunlardan biri. 1.sayısından itibaren takip ediyorum. hem müzik konusunda, hem tasarım ve ilüstrasyon konusunda hem de sinema vs gibi diğer görsel sanatlar konusunda çok başarılı. avrupa daki benzerleri ile yarışabilecek düzeyde bence.. hele ki 50. sayıda shepard fairey e (namı değer obey) Ataturk ü çizdirmeleri çok klas hareketti..
bildiğiniz gibi bant dergi ekibi son zamanlarda konser etkinliklerine ağırlık verdi... wedding present ı getirdiler- ki ben gidemedim maalesef- ayrıca dengue fever, malcolm middleton vesaire bi çok hatrı sayılır grup ve şahsiyeti de ülkemizde ağırladılar ya da ağırlayacaklar...
ancaaaaaaaak, 2009 itibari ile artık bant dergi 2 ayda bir çıkacağını ilan etti.. benim için çok üzücü bir haber, aldığım aylık dergiler arasında en merakla beklediğm bant tı diyebilirim.. tabii binibir rica james hakan dedoğlu na.. "james, alahaşkına yapma etme, 2 ay çok uzun, unutulur gidersiniz" dedim, dinletemedim (şaka tabii)... kriz ve konserlere verdikleri ağırlık sebebi ile bu kararı almışlar, üzülerek saygıyla karşılıyorum... başarılarının devamı nı diliyoruuuuuum... bantı çooooooooook seviyorum...
22.2.09
sita blues soyluyor
eveeeeeeeeeeeeeeeeeetttttttttttttttttt... hey blog alemiiii.. işte ben geri döndüm... kendi kendime.. kimseye sormadan, kimseye söylemeden.... facebook çılgınlığının sonu geldi de gitti çoktan... yaşassın blog alemi.. bu arada önceki postlarıma bi göz attım da "vay canına" dedim, canım çok acımış belli ki.... neyse artık yazılarıma günlük hayattan bahsederek devam edeceğim. bu arada yakın bir zamanda bir de moda blog u yapacağım....
şimdi bugün !f kapsamında, aslında animasyon film festivalinde gitmeye çalıştığım ancak organizasyonun göstermeyi başaramadığı "sita sings the blues" filmini gördüm.... tek kelime ile müthişti... harika bir animasyon.. çok emek harcanmış ve çok güzel bir animasyon film ortaya çıkmış.. birlikte gittiğim insanlardan erkek olanları filme direkman "kız filmi" damgasını vurdular bile... halnuki çok guzel bir görsellikle kadın- erkek ilişkilerine dem vuruyordu film. şimdi bu detaylara girmeyeceğim.... filmden bir kareyi bir süreliğine blog resmim yaptım, işte o blues söyleyen, sita... linki ekliyorum eğer filmi seyredemediyseniz internet sitesine bir göz atın..
http://www.sitasingstheblues.com/
şimdi bugün !f kapsamında, aslında animasyon film festivalinde gitmeye çalıştığım ancak organizasyonun göstermeyi başaramadığı "sita sings the blues" filmini gördüm.... tek kelime ile müthişti... harika bir animasyon.. çok emek harcanmış ve çok güzel bir animasyon film ortaya çıkmış.. birlikte gittiğim insanlardan erkek olanları filme direkman "kız filmi" damgasını vurdular bile... halnuki çok guzel bir görsellikle kadın- erkek ilişkilerine dem vuruyordu film. şimdi bu detaylara girmeyeceğim.... filmden bir kareyi bir süreliğine blog resmim yaptım, işte o blues söyleyen, sita... linki ekliyorum eğer filmi seyredemediyseniz internet sitesine bir göz atın..
http://www.sitasingstheblues.com/
29.9.07
bu blog un en faydalı yanı, benim için tabii, kendi karakter analizimi bi nebze yapabileceğim oldu.. yerse yani.. şu an yazmak istediklerimi yazsam yüzüm kızarır. neden??? e bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derim kendime... neden?? e çünkü bi önceki postumla zita zıt olurda o yüzden. işte blog un en faydalı yanı " yahu ne git gel bi kızmışsın" diyebilirim kendime. bunu da ıspatlarım bi guzel burdan... o yüzden içimdeki sevinci yarın filan yazıyım şööle bi yumuşak geçiş olsun. ayrıca bu haftaki kaan sezyum yine süper. bi de moda hala müthiş. bi de ekim ayı geldi. bi de arkadaşımın teki londra dan bas gitar ısmarlamak istedi bana... arayıp şaka mı diye sorucam..
27.9.07
sabah 8:46.. bugün için çalabilecek en manalı şarkının gelip beni bulması şart mıydı.. demek ki şartmış. cennetle cehennemi, mavi gökyüzü ile acıyı ayırt edebileceğini mi söylüyosun.. son günlerde şarkı sözlerini turkçeye çevirip yazmak gibi bi huy geldi bana.. neyse işte aşağıda sözlerini gördüğünüz pink floyd dan bahsediyorum.. neyse tatil bitti.. kaş ne kadar müthiş bi yer.. ne zaman gitsem mutlu oluyorum (ki bu zor bi şi o yüzden önemli). şehre dönmek zor mu kolay mı onu bilemiyorum... insan İstanbul dışındayken özlüyo burayı ama sonra gelince neden özlediğini merak ediyo. yani ben... işte nefis bi istanbul sonbaharı ile karşı karşıyayız.. kendi kendime kızıyorum, al işte geldi sonbahar nooldu-o kadar da istiyodun gelmesini.. evet.. hiç bi şi olmadı.. aslında her şey her geçen gün daha da kötüye gidiyo.. tabii kimse bana bi söz vermedi, sonbahar geldi diye iyi geçmesi gerekmiyor... anlaşılacağı üzere olaylar fecii.... şurda kısa bi maddeleme yapmak istiyorum;
1- 1 sene önce başlayan site macerası sonlanmak üzere, çok guzel oldu ama her şey de olduğu gibi zevki kursağımda kaldı.
2- bayramda londra sevinci kendini saçma bi strese bıraktı
3- en çok izlemek istediğim patti smith, konserlerini verdi gitti ben seyredemeden.. artık yalnız dolaşmaktan sıtkı sıyrılan ben bir yalnız konsere daha imza atmamak için bilet almadım ve sonra pişman oldum..
4- çok sevdiğim arkadaşlarımla artık eskisi gibi görüşemeyeceğim ve buna üzülüyorum ama onlarla görüştüğümde de üzülüyorum zaten o yüzden farketmez...
5- artık varlığımı hissetmemek için erkenden uyuyorum..
evet sezonun ilk post u ne kadar da sıkıcı oldu ama blog diil mi bu yani log...
not: artık kimsecikler yok gibi blog aleminde, şimdi yeni moda facebook, "ne kadar çok arkadaşın var, hadi göster bakalım" oluşumu.. sonra bi de sahte sevgi gösterileri.. ben de face book tayım... ama sahte diilim :)
1- 1 sene önce başlayan site macerası sonlanmak üzere, çok guzel oldu ama her şey de olduğu gibi zevki kursağımda kaldı.
2- bayramda londra sevinci kendini saçma bi strese bıraktı
3- en çok izlemek istediğim patti smith, konserlerini verdi gitti ben seyredemeden.. artık yalnız dolaşmaktan sıtkı sıyrılan ben bir yalnız konsere daha imza atmamak için bilet almadım ve sonra pişman oldum..
4- çok sevdiğim arkadaşlarımla artık eskisi gibi görüşemeyeceğim ve buna üzülüyorum ama onlarla görüştüğümde de üzülüyorum zaten o yüzden farketmez...
5- artık varlığımı hissetmemek için erkenden uyuyorum..
evet sezonun ilk post u ne kadar da sıkıcı oldu ama blog diil mi bu yani log...
not: artık kimsecikler yok gibi blog aleminde, şimdi yeni moda facebook, "ne kadar çok arkadaşın var, hadi göster bakalım" oluşumu.. sonra bi de sahte sevgi gösterileri.. ben de face book tayım... ama sahte diilim :)
how I wish u were here.. radyo da çalmaktaydı
So, so you think you can tell Heaven from Hell,
blue skies from pain.
Can you tell a green field from a cold steel rail?
A smile from a veil?
Do you think you can tell?
And did they get you to trade your heroes for ghosts?
Hot ashes for trees?
Hot air for a cool breeze?
Cold comfort for change?
And did you exchange a walk on part in the war for a lead role in a cage?
How I wish, how I wish you were here.
We're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year,
Running over the same old ground.
What have you found? The same old fears.
Wish you were here
blue skies from pain.
Can you tell a green field from a cold steel rail?
A smile from a veil?
Do you think you can tell?
And did they get you to trade your heroes for ghosts?
Hot ashes for trees?
Hot air for a cool breeze?
Cold comfort for change?
And did you exchange a walk on part in the war for a lead role in a cage?
How I wish, how I wish you were here.
We're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year,
Running over the same old ground.
What have you found? The same old fears.
Wish you were here
4.9.07
3.9.07
festival
eveeeeeet bir rock'n coke da böylece bitmiş oldu... şööle kısaca özet geçmek gerekirse;1- en komik anlardan biri badly drawn boy un yukarıdaki fotosunda giymiş olduğu kıyafetin aynısı giymiş olmasıydı.. gerçekten, uydurmuyorum... 16:40 da sahne alan birisi için gerçekten psşik bi durum. 40 derece sıcaklıkta yün bere ve siyah mont giymek klinik tedaviyi gerektirir.. neyse another devil dies ı çalmadı kendisine ayrıca küstüm..
2- festivalde her şey tık tık tık şeklinde yürüdü gitti.. ne giriş ne çıkış ne para ne bira ne tuvalet ne yiyecek.. hiç bi şi de problem çıkmadı.. müthiş organizasyondu tebrik ediyorum. darısı başıma demek istiyorum..
3- yahu kimler vardı ööle festivalde.. sanki lise talebeleri öğretmenleri ile birlikte okul gezisinde.. her sene yaş ortalamsı düşüyo mu biz mi çok yaşlıyız ben çözemedim.. ama bunun en iyi tarafı henuz ehliyet almaya yaşı tutmayan kitle olması sebebi ile arabalılar kolaylıkla girdi, çıktı.. ohh..
4- pazar günü giderken kaybolduk yollarda bu sebeple manic street preachers ın ilk 2 şarkısını kaçırdık.. ama olsundu motorcycle emptiness dinlendi.. performans olarak çok çok iyilerdi.. ayrıca seyirsi ile de guzel dialog kuruldu... işte tüm guzel şarkıların söölediler,
5- franz ferdinand.. tam ingiliz silüetli bir solistin sahnede çok çaba harcaması gerekmiyo.. süperlerdi.. süper süper süper...... take me out da tahmin edildiği gibi yer yerinden oynadı... hayatımda hiç bu kadar zıplayıp, bu kadar avaz avaz bağırdığımı hatırlamıyorum..
6- hadi seneye kimler olucak bakalım..
mucuk
31.8.07
TAKE ME OUUUUUUTTTTTTTTT!!
evet sonunda yine beklenen hafta sonlarından biri daha geldi çattı.. bu hafta sonu rock'n coke şehrimize geliyor. çoğunluğun beklediği chris cornell ve the smashing pumpkins den ziyade benim favorilerim badly drawn boy, manic street preachers ve franz ferdinand. badly drawn boy dan disillusion (kent fm e bir selam adına), pissing in the wind, about a boy, all possibilities ve hüzünlü zamanlarımda en çok dinlediğim another devil dies'ı bekliyor ve istiyorum. manic street preachers'dan çok şey var tabii ocean spray, the everlasting, imperial bodybags veee bir dönemime damgasını vuran motorcycle emptiness yine beklenen şarkılar arasında. ve son olarka franz ferdinand ne söölese kabulum. ama eminim take me out çalarken yer yerinden oynıycak. ohhh. sabırsızlıkla beklemekteyim yaşşşaaassııııııııııın.. yolu gözünde büyütenlere, sıcağı bahane edenlere, sıralarda helak olmayı gözü yemeyenlere son çağrımı yapıyorum. gidin görün bu insanları, bu sene özellikle çok başarılı bir "line up" sözkonusu. sonra pişman olursunuz, demedi demeyin..
I say you don't know
You say you don't go
I say... take me out!
I say you don't know
You say you don't go
I say... take me out!
27.8.07
10.istanbul etkinlik gunleri
her türlü etkinliğin adeta fink attığı bu guzel şehrimizde 8 eylül de 10.kez bienal başlıyor. bienal başlıyo die herkes bi garip oldu. sergi açanlar mı dersiniz, proje yapanlar mı, dikiş dikenler mi, internet sitesi yetiştirmeye çalışanlar mı, bienal için elmalı turtalar pişirenler mi, sokakta koşarak bağıranlar mı.. işte bi maratondur gidiyo. bu maraton sonucu önümüzdeki hafta yaklaşık 100 tane açılış var. herkes açıyo. bi siz kaldınız açmadık. e burada madur olan kimdir?? etkinlikleri takip etmeye çalışan "sanatsever" networkingciler. hangi bir etkinlikte bulunulacak, hangi açılışta kiminle muhabbet edilecek, hangi açılışta müziğin ritmine göre elde bira sallanılacak. mağduruz yani. yetkililer sesimize kulak versin. burada tabi şöyle de düşünmek mümkün. e be kardeşim kendinize güveniniz yok da mı illa ki bienal zamanı gösteriyosunuz maarifetlerinizi??
hadi herkes bienale. 10b bileti alın sevgilinizle, arkadaşınızla, msn dostlarınızla bienali el ele kol kola gezin.
şimdi size bi şarkı göndermek istiyorum ama alakasız..
I take one one one cause you left me and
Two two two for my family and
3 3 3 for my heartache and
4 4 4 for my headaches and
5 5 5 for my lonely and
6 6 6 for my sorrow and
7 7 for no tomorrow and
8 8 I forget what 8 was for and
9 9 9 for a lost God and
10 10 10 10 for everything
Everything everything everything
violent femmes- kiss off
hadi herkes bienale. 10b bileti alın sevgilinizle, arkadaşınızla, msn dostlarınızla bienali el ele kol kola gezin.
şimdi size bi şarkı göndermek istiyorum ama alakasız..
I take one one one cause you left me and
Two two two for my family and
3 3 3 for my heartache and
4 4 4 for my headaches and
5 5 5 for my lonely and
6 6 6 for my sorrow and
7 7 for no tomorrow and
8 8 I forget what 8 was for and
9 9 9 for a lost God and
10 10 10 10 for everything
Everything everything everything
violent femmes- kiss off
Subscribe to:
Posts (Atom)

