parasol'e özel arama kutusu

16.5.07

the man who fell to the earth

dün akşam bu filmi seyrettim: the man who fell to the earth. son zamanlarda seyrettiğim en kült filmlerden biri demek istiyorum. başrol david bowie, yönetmen nicholas roeg. filmi izlemeye başladığım andan itibaren şuna inandım ki; yönetmen david bowie ile tanıştı ve bu filmi çekmeye karar verdi. neden? çünkü david bowie den daha iyi bu dünyaya düşmüş bir adam olamaz. filmde david bowie kendi gezegeninde tükenen su kaynakları için bir şeyler yapmaya çalışan ve bu sebeple dünyamıza düşen bir yabancıyı canlandırmakta. filmin her sahnesi şok edici ve şaşırtıcı. görüntüler, dekor, kostüm her şey müthiş. ama david bowie için ne diyeceğimi bilemiyorum. bir kez daha önünde saygıyla eğilmek istiyorum. kendisi ile aşk yaşamak isterdim. buna karar verdim.. filmi seyrederken bi yerinde "starman" çalsın istedim. gerçi sözleri çok alakalı diil ama istedim işte.. youtube da çeşitli görüntüler var... seyredile.

http://www.youtube.com/watch?v=KmUKq5aKbgU

14.5.07

İSTANBUL PATLADI

son zamanlarda şehirde gerçekleşen etkinlikler karşısında ne yapacağımı şaşırmış durumdayım aynı zamanda orgazmatik bi durum tabii. müthiş şeyler olucak gibi. mesela şöyle ki daha önce yazdığım üzere londra da andreas gursky nin sergisine gitmiştim. müthiş bir sanatçı olduğunu düşündüm ilk görüşte, ki daha öncesinde o kadar tanımazdım kendisini. her sergide olduğu gibi onun sergisini de bir katalog ile terk etmek isterdim. ama 45 gbp olması sebebi ile edinemedim. neyse. geldim ki ne göreyim 30 mayıs ta istanbul modern de andreas gursky var. öyle böyle diil retrospektif hem de. vay dedim. başka bi şi isteseymişim. iyi ki oradan da katalog almamışım burdan daha ucuza kapatabileceğim şimdi bu işi. şimdi esas daha da heyecan verici şeyler var. müzik ilen ilgili. kimler geliyo kimler.. çok kişi geliyo da. ben nelere gidicem. şimdiden blonde redhead, the dears, anthony &johnsons, robert palmer, bir kez daha bryan ferry biletlerim hazır. ayrıca beastie boyes might be, ayrıca yeniden tori amos ve cake, radar live (müthiş müthiş line up.. süpersiniz öpüyorum sizi burdan), paul young, bob geldof, earth wind & fire. bi de the commitments a gitmek istiyorum bu hafta sonu ama şu an gidicek kimse yok. ayrıca bu hafta sonu babylon da tiger lillies var. çok iyi oldukları söyleniyor. daha bi de çerezler var gidilesi mi diye düşünülen. işte böyle. denize mi konsere mi? temmuz da konsere ağustos ta denize.

11.5.07

önce hafta sonlarının gelmesi hiçbir etki yapmamaya başladı sonra bahar ve şimdi yaz... hayır olsun.

9.5.07

i love you, i can't touch you anymore
i can't touch you anymore, there's so much to hate you for
i love you, i can't touch you anymore

magnetic fields

8.5.07

sevdiğim şeylere nasıl sıkı sıkı sarıldığımı görmek beni de şaşırtıyor.. kendime şaşırıyorum.. sevdim mi tam severim türünden bi durum.. kulağa ne kadar da avam geliyo.. ama böyle, bilenler çok iyi bilir... bazıları da çok kızar bu bağlılık huyuma.. şöyle ki sevdiğim insanlar için herşeyi yapar, sevdiğim eşyaları da kimseye veremem.. insanlardan bahsetmiyim komplikasyon olur alınanlar olur filan... ama eşyalarım mesela i pod um; çok seviyorum seni içinde sevdiğim tüm şarkılarımı ve fotolarımı taşıyosun üstelik çok da güzel gözüküyosun.. jazzy; seni hiç bi lüks arabaya değişmem sen benim biricik jazzy msin.. dolmakalemimi çok seviyorum, eski model cep tel imi, boyundan geçmeli quiksilver montumu, yeni aldığım ve bantı kopan ayakkabılarımla da bi bağ kurucak gibiyim filan.. daha bi sürü bi şi var işte... bi de aylık olarak almadan duramadığım ve bayıldığım dergiler var onlara da yukarıda bahsettiğim türden bir bağlılık içindeyim.. bant, roll, trendsetter, contemporary.. bi de radikal okumadığım zaman huzursuz olduğumu farkettim.. şimdi nerden çıktı bunların hepsi, aslında sadece bu ay ki bant dergisi önümde duruyo, ona bakarken yazıverdim... geçen diil ondan önceki hafta kaan sezyum un testine bayıldım, çok güldüm bi de.

7.5.07

THE AIR IS ON FIRE

paris teki fondation cartier, 3 mart tan bu yana david lynch in şimdiye kadar yapılan en kapsamlı sergisinin ev sahibi. 27 mayıs ta da sergi bitiyor.. bu sergide david lynch e ait bi sürü bü sürü yapıt ("iş"e alternatif kelime) var.. fotoğraf, video, resim, çizim neler neler.. çoğu insan tarafından ben de dahil fimleri ile tanınan üstün insan lynch in zekasını farklı sanat dallarında nasıl sergilediğini çok merak etmekteyim.. bu sebeple bi hafta sonu paris e bile gitme hamlesinde bulunabilirim.. fondation cartier camdan bir kale ki çok güzel bir bina... en son ron mueck i gördüm burda ve müthişti.. zengin diilim bedava uçak bileti alma şansım var sadece.. bi de herkes her istediğini yapmalı..

http://fondation.cartier.com/main.php?lang=4&small=0

6.5.07

herşeyin değiştiğine dair bir şeyler yazmak istiyorum..

3.5.07

HARDEST PART- COLDPLAY

http://www.youtube.com/watch?v=bKRZv6NGjdc

dün gece otelde kanaldan kanala atlarken MTV de top ten at 10 denen sadece bir kişi ya da gruba ait şarkıların sıralamasının verildiği nadide programda COLDPLAY e rast geldim.. hardest part adlı bu şarkının klibi inanılmaz.. birincisi kadın 84 yaşında acayip şeyler yapıyo (doğru mu acaba bilemedim) ikincisi Chris Martin e birisi dur desin.. insan gün geçtikçe daha da mı yakışıklı olur.. müthiş kendisi.. kıskançlıktan ölebilirim yani... mutlaka seyredilmesi gereken bir klip demek istiyorum...

2.5.07

bi şi yazmıştım uyarılar üzerine sildim şimdi daha kısa ve sadece bilgi amaçlı bi şi yazıyorum.. istanbul un yeni sanat mekanı hafriyat sergi salonu dün açıldı. açılış oldukça kalabalık ve sanat dünyasının bildik simaları ile doluydu. sergiyi beğenmedim hem zaten fikir olarak bana hitap eden bir oluşum olmaması hem de işlerin kalitesi ve yerleştirmesi münasebeti ile.. bu tür ortamlarda en önemlisi networking tabii, insanlar orada bulunmak diğer bulunanları görmek ve camia ile ilgili haberleri almak ve de neler yaptıklarını dilden dile dolaştırmak arzusu içinde.. yadırgamıyorum ben bunu.. amaca giden her yol mubahtır sanırım.. işte bööle. karaköy de hafriyat anlıycaanız.

1.5.07

feneryolu- altunizade bir mayısta bir saat.. katkısı bulunan herkesi kutlamak istiyorum.. bi şehir bu kadar mı iyi yönetilir.. taksime gidemeyen başka yere gider, ne isterse de onu yapar.. bunu engellemek için önlem aldıklarını zannedenler daha büyük sonuçlar doğuracak başka olaylara sebep olduklarının farkında bile olmadan küp şeklindeki kıvrımsız erkek beyinleri ile etrafta dolaşıyorlar.. ship of fools demek istiyorum.. daha ileri de giderim de gitmiyim..

27.4.07

ANDREAS GURSKY@WHITE CUBE LONDON

Alman sanatçı Andreas Gursky'nin yeni işleri 23/mart-5/mayıs arasında londra'daki white cube (mason's yard)'de sergileniyor. maalesef sergideki işlerinden birini buraya kopyalayamadığım için eski bir işini koydum. Andreas Gursky bir fotoğraf sanatçısı, genel olarak tüm fotoğrafları çok büyük boyutlarda sergileniyor. Londra daki sergi de en az 6 m2 lik fotoğraflardan oluşan muhteşem bir sergi. yolunuz düşerse ziyaret edin. Sergi ile ilgili daha geniş yazı belki yeni internet sitemizde yer alır. sanat editöründen izin almak lazım :)

http://www.whitecube.com/exhibitions/gursky/

20.4.07

18.4.07

gidicem
gitmiycem
gidicem
gitmiycem
gidicem
gitmiycem..
gid.............

aaa aa a papatya.. balkondan aşağı uçtu.... cmts ye 3 gün kala hala bilemedim bende napıcam..

STARMAN

son 3-4 gündür david bowie nin starman isimli şarkısına takmış durumdayım.. özellikle bak şu 2 kısım.. bi tanesi

"... didn t know what time it was, the lights were low oh oh, i leaned back on my radio oh oh" : şimdi şarkıcı burda ne demek istemiş, gece içkili eve geldim, saat kaç bilmiyorum.. ee zaten bakmaya da halim yok bi de saati öğrenmek için ışık açamıycam.. en iyisi uyumadan önce başımın ucundaki küçük radyoyu bi açıyım bakalım ne çalıyo..o..o..oo.o.ooh

diğer tanesi..
"There's a starman waiting in the sky, He'd like to come and meet us But he thinks he'd blow our minds."
burada da şarkıcı gece çok içtiği için ve muhtemelen içkiyi otla da desteklediği için bi halüsinasyon olayı içine girmiş.. gökyüzünde yıldızadamlar olduğunu sanıyo.. bi de bu yetmezmiş gibi yıldız adam gökyüzünde bizimle tanışmak için bekliyo ama yanımıza gelirse kafayı üşütüceğimizi düşündüğü için gelmeye çekiniyo.. kimbilir yıldızadam neye benziyo.. e kafa iyi tabii .. ama aslında yanımıza gelse ne gusel olur, çünkü kendisi orda çok çok yalnız. o yıldız senin bu yıldız benim sürüklenip duruyo..o.o.o..oooo.ooooh

http://www.youtube.com/watch?v=NFFMH0feAJY (2002 deki david)

http://www.youtube.com/watch?v=muMcWMKPEWQ&mode=related&search= (bu da 70 ler die düşünmekteyim)

evet david bowie ki kendisi fenomendir.. büyük bi müzik adamıdır gerçekten çok eğlenceli olan bu şarkıyı bize armağan etmiş.. bayılıyorum.. bi de çok eğlendim..bi de bu şarkıyı dinleyince direk aklıma biri geliyo..

17.4.07

KAÇ YAŞINDA ÖLECEĞİNİZİ MERAK MI EDİYOSUNUZ???

O ZAMAN BU LİNKE TIKLAYIN VEEEEEE NE ZAMAN BİZLERE VEDA EDECEĞİNİZİ GÖRÜN...

http://www.deathclock.com/

9.4.07

aslında blog umu kapattım bi süredir ama bazı olayları günlerinde buraya yazdığım için kapalı olduğu zamanda da yazmaya devam etmeye karar verdim. parasol ün kapalı kaldığı zamanın en önemli olayı sergiydi tabii.. 1 nisan günü sergiyi açtık herkesin ilk sergisi !! o yüzden heyecan tufanıydı .. her türlü organizasyonun olduğu gibi sergi açmanın da ne kadar meşekkatli olduğun yaşadım bizzat. insanlar ile iletişim kurmak, istediğini anlatmak, anlatamamak, her şey çok guzel olsun istemek ... derken dudağımda patlayan 3 adet uçuk.. organizasyonel işleri bitirdikten sonra cmts sabahı net copy denen yerde 3 saat geçirmek.. bu kopicideki insanlar hayatımda rastladığım en en suratsız ve sevimsiz insanlar... yani insan bi güler, bi insani belirti gösterir.. sanki adamlar kızılay yardımı yapıyo gibi bi tafra bi naz... cmts nin geri kalan kısmı yani 2 den itibaren gece 11 e kadar süren sergi mekanının tasarımı ve işlerin asımı aşaması.. mekanın sorumlusu melisa ve ben... sanatçı nerde die sormayın.. o yok.. merdivene bin, merdivenden in.. fotoları hizalamaya çalışş.. neyse canımız çıktı. melisa olmasa hiç birini yapamazdım kendisine burdan öpücük... allahtan mekan içimize sindi, duvarlar istediğimiz gibi oldu.. fotolar da çok guzel.. hem içtim hem astım.. bu arada fotoblok arkasına geçirilen kancalı askılar kadar pratik olmayan bi malzeme görmedim.. saçmalık..