parasol'e özel arama kutusu

29.1.07

STUART STAPLES KONSERİ

cuma akşamı stuart stapless yeni melek de bir konser verdi. tindersticks in solisti ve beyni aslında.. tindersticks artık yok, stapless 2. solo albümünü yaptı bile.. işte son solo albümündeki şarkıları söylemek için de istanbul daydı. ilgi tahminimden daha fazla, hatta kaliteli denebilecek bir seyirci grubu var. stapless, müziği kadar depresif ingiliz yaşantı halini hal ve tavıtrlarıyla da yansıtan bir müzisyen.. 2002 ya da 2003 deki tindersticks konserinde hiç seyirci ile iletişim kurmadan sahneye gelip gittiğini anımsıyorum... ancak cuma günü kendisi beni şaşırttı. sahneye çıktığı andan itibaren yüzünden gülümseme eksik olmadı.. seyirci bu durumda daha da heyecanlandı ve coştu tabii. genelde türk seyircisinde bi "cool" olma durumu vardır. çok önemli müzik adamları karşısında bile kollarını önde birleştirip bırakın dans etmeyi alkışlamaz bile.. sanki doğduğundan beri bu ortamların içinden çıkmıyormuş ve derin bir müzik bilgisi varmış gibidir. stapless konserinde seyirci beni hayrete düşürdü. bi coşku bi alkış bi tezahurat.. 2 ya da 3 kez bis yapıldı ama 1 tane dışında tindersticks den hiç bi şi söylenmedi.. halbuki hep bekledim ki "her", " bathtime", "can we start again" den bi tanesi bile olsun söylensin.. stapless benzersiz sesi, ingilizlere özgü karizması ve müthiş şarkıları ile çok guzel bir performans sergiledi.. ben çok memnun ayrıldım eminim diğer sevenleri de öyle yapmıştır..

http://www.youtube.com/watch?v=UIef4Z2WBMs&mode=related&search=
iyiki varsın baba.. seni çok seviyorum doğum günün kutlu olsun.

25.1.07

BENİ BENİMLE BIRAK GİDERKEN

Beni benimle bırak giderken
Başka bir şey istemem ayrılırken
Banabir tek beni bırak ne olur
Gerisi senin olsun

Bir başka alem seni benden alırsa
Bir başkasına olur a aşık olursan
Sanma ki senden
Senin uğruna verdiklerimden
Geriye bir şey isterim sen ayrılırken
Sanma ki senin için yaptıklarımın
Hesabı sorulacaktır senden


STUART STAPLES of TINDERSTICKS

26 01 07 İSTANBUL DA

iyi bi insan olmak istemiyorum açıkçası.. iyi bi arkadaş ya da dost da.. umrumda diil.. sevmesinler beni hatta, güzel olduğumu, iyi olduğumu, başarılı olduğumu, şık olduğumu, neşeli olduğumu söylemesinler.. ne önemi var. güçlü olduğuma, ayaklarımın üzerinde nasıl da durabileğime, herşeyin üstesinden gelebileceğime ikna etmeye çalışmasınlar hatta buna inanmasınlar.. hiçbirini istemiyorum.. ihtiyacım yok bunlara.. illa bi şi söylemek zorunda da olmasınlar.. bi şarkı ile ifade etmek isterim ki: words are very unnecessary, they can only do harm.. ne alakası var tabii bilemiyorum. how soon is now desem oda pek bi anlamlı diil.. şu olur... how could anybody possibly know how I feel..

24.1.07

cuma günü bi arkadaşım motordan düşmüş ve bileği kırılmış. allahtan sadece bileği kırılmış, zira koca motor bayağı hasarlı bir biçimde toplanmaya gitmiş. haberi bugün alıp karısını aradım, dediki artık motoru satması gerekir. haydaaaaa.. neden? çünkü artık bi çocuğu var, daha kötü bi şi de olabilirdi. ee doğru tabii de her zaman daha kötü bi şi olabilir. anne olmak budur herhalde. kendine dikkat etme sebebin bi çocuğunun olması. hatta babasının en zevk aldığı şey olan motorunu bile satması gerekir. insanlar başlarına kötü bi iş gelebilir die bazı dünya zevklerinden vazgeçmeli mi yoksa risk almalı mı? herkes ne istiyosa onu yapsın diyorum ben ama her istediğini yapamıyorsun yanında biri olmadan. en basitinden bi konsere gidicen gidemiyosun. hoş diil tabii... vazgeçtim ben bu hayattan. daha rahat olucak işşaallaaah.

23.1.07

Everyday is like sunday

Everyday is silent and grey

22.1.07

Empathy (from the Greek εμπάθεια, "to suffer with") is commonly defined as one's ability to recognize, perceive and directly experientially feel the emotion of another. As the states of mind, beliefs, and desires of others are intertwined with their emotions, one with empathy for another may often be able to more effectively divine another's modes of thought and mood. Empathy is often characterized as the ability to "put oneself into another's shoes", or experiencing the outlook or emotions of another being within oneself, a sort of emotional resonance.

Without empathy for others, it is not clear why we would ever be motivated by anything other than selfishness. Indeed, a person with a complete lack of empathy might rightly be classified as an amoral sociopath.

I strictly advise people to get rid of their selfishness and try to develop some empathy for the people they care about or of course they always have the chance to continue adoring themselves.. for these people with the adorance illness I recommend they undergo a surgery like marilyn manson and please themselves..

20.1.07

içime bi sıkıntı oturdu kalkmaz, sanki pazar akşamı.. bi allak bullak olma durumu.. nerdeyim napıyorum... fuck!



17.1.07

thee- thy- thou

"thee" eski ingilizcede "you" yerine kullanılan bi kelime ve ben bayılıyorum buna.. birisine hitap etmenin çok seksi ve dokunaklı yolu diye düşünüyorum. belli bi zaman önce çok kullanırdım ve eğlenirdim böyle eski ingilizce konuşmaya çalışarak. hatta o kadar etkilenmiştim ki thee-thy-though lu konuşmaktan shakespeare i tekrar okumaya karar vermiş ve münih ten "shakespeare's sonnets" kitabını büyük bi hevesle almıştım.. geçen gün kitap elime geçti.. artık thee kullanmıyorum .. thee diye konuştuğum günleri özlemişim belli ki... shakespeare bi de şunu demiş "if you spaek love, speak low". aman sevgimizi sevdiğimizi belli etmeyelim, aşktan ise asla bahsetmiyelim.. herkes içinde tutsun. sonra da tuta tuta patlasın. madem işin püf noktası bu.. e shakespeare de bööle demiş ben de tutucam içimde, aşktan konuşmıycam.. BUM..

15.1.07

bi kere de aklıma gelen başıma gelmesin... daha bu sabah "ben sağlam bi kızım hasta olmam" diyodum ki bu akşam hasta olmama ramak kalmış durumda. bu hep böyle olur. ne zaman "başım ağrımadı uzun zamandır, şunu görmedim uzun zamandır, şununla konuşmadım uzun zamandır" desem başım ağrır, birilerini görürüm, birileri arar filan falan.. bi de kötüyü çağırma die bi şi var. pozitif enerji ver ki iyi şeyler olsun filan.. aman verdim de nooldu. iyi şeeyleeeeeeerrr burdayım gelin çağırıyorum sizi..

haftanın büyüsü

eşik büyüsü: bir düşmana, uykusunu bağlamak suretiyle işkence etmek istersen, bir karış kadar uzunlukta bir koyun bağırsağı alıp, üzerine "kul ya eyyühel kafirun" suresini oku, her ayın geldiğinde, bir düğüm üzerine "ma tabdun" de. bu bağırsağı bir şişeye koyup düşmanın eşiğinin altına göm.
ne garip, her gece gökyüzünde parıl parıl parıldıyan yıldızları görüp ertesi günün güneşli olacağını bilmek ve her sabah güneşe kalkmak ve aslında Ocak ortasında olmak.. bi yağmur bi kar bi frıtına bi soğuk olsun.. her gün neşe neşe nereye kadar.. bi de sarı içi kürklü çizmelerimi giyiyim, kalın kazaklarımı, eldiven, bere filan..

12.1.07


yves klein
Y O Z
what stupidity is, doing the same thing over and over again and expecting a different result...

10.1.07




everything, so meaningless and worthless at all times

8.1.07

".. acaba dostlukla aşk arasında bir yakınlık ya da uzaklık söz konusu mu?Kuşkusuz aşk için söylediğimiz bir çok şeyi dostluk için de söylemek mümkün Dostluk da özne-nesne kaymaları sebebi ile tanımlanması zor bir kavram.. İnsan dostunu kendisi için mi sever, dostunu karşıdaki için mi sever, insan dostunu kendi "iyi"sini yüceltmek için mi arar bulur, yoksa kendisindeki bütün "iyi" leri de vermek istediği birisi midir acaba onun karşısında dost olarak duran kişi? Bu özne-nesne kayması işin içine eros un girmesi ile aşk diye tanımlanabilir. Aşkta da aşağı yukarı aynı anlam, aynı düzlem kaymaları söz konusudur ve belkide en zor yanı insanın aşk içinde kimliği ile yaşadığı çelişkilerdir.... "

bu bir alıntıdır, pipo da diildir..
D E S P AI R & D EC E P T I ON
Love's ugly little twins
Came knocking on my door, I let them in
you're the punishment for all of my former sins
said somebody and I liked it